About: Milli Folklor is an academic journal. The journal publishes majorly in the area(s): Context (archaeology) & Turkish. It has an ISSN identifier of 1300-3984. Over the lifetime, 100 publications have been published receiving 60 citations.
TL;DR: In this article, the authors discuss the effect of the gerçekliği tartışılabilir on the konuma getirir, and they propose a method to improve it.
Abstract: http://www.millifolklor.com Otoriteye başkaldıramayan ya da sıradan gerçekliğe isyan edemeyen birey, doğaüstü bir kurtarıcıdan medet ummaya başlar ve gerçekliği olağanüstü biçimlerle ifade etmeye çalışır; sindirilmiş birey âdeta sihirli bir değnek arayışındadır. Bireyde başlayan bu arayışa cevap vermek isteyen sanatçı ise büyücü rolünü üstlenmek durumunda kalır. Siyasi sosyal olaylardan bağımsız hareket edemeyen bu büyücü – sanatçı, gerçekliğin tartışılamadığı bir dünyada olduğunun farkındalığıyla, gerçekliği tartışılabilir bir konuma getirir. Böylece hemen hemen yüzyıl evvel ortaya çıkan “büyülü gerçekçilik”, insanlığın “yüzyıllık yalnızlığı”na bir çare olarak belirir. Bu yaklaşımdan hareketle makalenin temel amacı, büyülü gerçekçiliğin bir tür olarak mı, yoksa bir akım olarak mı ele alınması gerektiği üzerine gerçekleştirilen tartışmaları Berci Kristin Çöp Masalları adlı roman özelinde incelemek ve esere büyülü gerçekçiliğin yanı sıra, Bakhtin’in roman kuramı üzerinden alternatif bir okuma getirmek olacaktır. Makalede tanımsal bir çerçeve çizildikten sonra, roman üzerine yapılan değerlendirmelerdeki türsel kargaşa sorgulanacak ve metne ilişkin bu türsel aidiyet KARNAVALDAN BÜYÜLÜ GERÇEKÇİLİĞE: BERCİ KRİSTİN ÇÖP MASALLARI
TL;DR: In this paper , the authors provide a holistic perspective on Turkish culture through two toponymic legend texts from Kazakh Turks, namely "Kız Kulesi" (Maiden's Tower) and "Krk Kız" (Forty Maidens) and other Turkish communities in the research sample.
Abstract: Toponymic legends, a subcategory of the legend genre in field of folklore, are valuable cultural heritage that reflect the cultural and historical significance of a place and are associated with the beliefs and stories of local people. Toponymic legends are stories hidden in the depths of place names. These legends shed light on the history and cultural context of the places they are named after. Serving as a reflection of a place's essence, toponymic legends nourish the fabric of geography, revealing the uniqueness of a region. Like an archaeologist carrying the traces of history, they provide us with an unparalleled window to unravel the secrets of the past and understand the roots of local culture. However, this subcategory has not been sufficiently studied within the discipline of folklore. However, the study of toponymic legends contributes to the preservation and valorization of cultural heritage by providing scientific data in cultural, historical, linguistic, geographical and ecological fields. Moreover, the interrelationship between similar legends in different regions is an important means of comprehensively assessing the culture of a nation. This relationship sheds light on the internal harmony, national unity and historical depth of a spesific nation's traditional culture. The aim of the study is to provide a holistic perspective on Turkish culture through two toponymic legend texts from Kazakh Turks. The legends of "Kız Kulesi" (Maiden's Tower) and "Kırk Kız" (Forty Maidens) exist among both Kazakh Turks and other Turkish communities in the research sample. Both legends belong to the categorical subcategory of toponymic legends. When examined in terms of their motifs and narrative patterns, along with their texts, variants, and historical background, they show significant similarities. Furthermore, when the elements that constitute the narrative are analyzed and interpreted from the perspective of Turkish culture, it is determined that they possess intra-cultural consistency. The fact that Turkic communities, which have interacted with distant and different cultures, share the same legends with almost identical motifs, indicates the preservation of cultural unity. "Kırk Kız" and "Kız Kulesi" legends shed historical light on Turkish culture within the toponymic category. These legends, with their rich motifs and narrative elements, provide insights into the cultural heritage and historical background of the Turkish people. They serve as important cultural symbols, reflecting the deep-rooted traditions, beliefs, and values of the Turkish culture. Through the exploration of these legends, one can gain a deeper understanding of the historical, social, and cultural dynamics that have shaped the Turkish identity over time.
TL;DR: In this article, Korkut et al. discuss the importance of women's role in the development of women empowerment and gender equality in the context of health care, and propose a method for women empowerment in health care.
Abstract: Dede Korkut’un yeni bulunan Gunbed nushasi, 12 Aralik 2018 tarihinde Veli Muhammed Hoca tarafindan Tahran’daki bir kitabevinden satin alinmistir. Yazmanin onceki sahibi Muhammed Hoca’ya, Kacar hanedani soyundan geldigini, yazmanin da hanedanin kurucusu Aga Muhammed Han Kacar’in kitapligindan yadigâr kaldigini soylemistir. Yazmanin Iran Turkmenleriyle ilgisi, Turkmensahra’da yasayan bir Turkmen tarafindan satin alinmasindan ve su anda onun elinde bulunmasindan ibarettir. Eserin dil ozelliklerinin de bugunku Turkmence ile ilgisi yoktur. Yusuf Azmun’un eserinin onsozunde yazmanin Merv’den Iran’a geldigine dair bir kayit olsa da eserin dili butunuyle Azerbaycan Turkcesi ozellikleri tasidigi icin Merv ile ilgili bu rivayette bir yanlislik olmalidir. Bu makalede Dede Korkut’un yeni bulunmus olan Gunbed nushasi uzerinde durulmus, nushanin mahiyeti ve dil ozellikleri ele alinmistir. Dil ozelliklerinden hareketle yazmanin tarih ve cografyasi belirlenmistir. Nushanin bulunusundan hemen sonra yayimlanan uc calisma da makalede degerlendirilmistir. Karsilastirmalar yapilarak aralarindaki farklar gosterilmis, uygulanan transkripsiyon sistemine elestiriler getirilmistir. Bazi onemli hatalara da temas edilerek metnin dogru okunmasina yardimci olunmaya calisilmistir. Gunbed nushasi; icinde yeni bir boyu barindirmasi, diger yazmalardan farkli olmasi, nushanin farkli bir koldan, baska bir dip yazmadan geldigine dair kanitlar tasimasi, Dede Korkut anlatmalarinin / yazmalarinin 18. yuzyila kadar geldigini gostermesi ve Guney Azerbaycan, ozellikle Tebriz agzini yansitan bir dille yazilmis olmasi acisindan onem tasimaktadir. Dede Korkut Kitabi’nin sadece Dresden ve Vatikan yazmalarini dikkate alan bir kisi Gunbed nushasinin onlara benzemedigini dusunebilir. Oysa irili ufakli butun Oguznameler bir arada ele alindigi zaman yeni nushanin da onlardan bazi parcalarla benzestigini veya onlardan bazi parcalari cagristirdigini anlamak mumkun olur. Dede Korkut’un Gunbed nushasinin yalniz soylama ve yeni bir anlatma (boy) barindirmasi acisindan degil dil acisindan da ne kadar onemli oldugu anlasilmaktadir. Bu acidan, sorunlu kelime ve ibarelerin cozulmesi icin metin uzerinde daha bircok calisma yapilmasi gerekmektedir. Eserle ilgili uc yayin ve bu yayinlardaki tipkibasimlar ortaya cikmadan once, yazmanin sanal medyada dolasan 5-6 sayfalik metnindeki dil ozelliklerine dayanarak bu nushanin 17-18. yuzyillara ve Guney Azerbaycan sahasina ait olmasi gerektigini yazmistim. Yazmanin onceki sahibinin, eserin Aga Muhammed Han Kacar’in kitapligindan yadigâr kaldigina dair sozleri dogru ise istinsah tarihi, anilan Kacar haninin donemine veya az onceye ait olmalidir. Aga Muhammed Han Kacar 1786-1797 yillari arasinda hukumdarlik yapmistir. Buna gore Dede Korkut’un Gunbed nushasinin 1786-1797 yillari arasinda veya 1786’dan bir sure once, fakat mutlaka 1759’dan sonra istinsah edildigini soyleyebiliriz. Eserin dil ozellikleri de bunu desteklemektedir.
TL;DR: In this article, Korkut Kitabi'nin et al. this article proposed a method to solve the problem of gender discrimination in the Turkic-Arabic language, which is referred to as gender equality.
Abstract: Turk edebiyatinin saheserlerinden ve Turk dili, edebiyati, sanati, tarihi konusunda en temel kaynaklardan biri olan Dede Korkut Kitabi’nin bilinen iki nushasindan biri 1815 yilinda Almanya’nin Dresden sehrindeki Kraliyet Kutuphanesinde ve digeri de 1952 yilinda Vatikan Kutuphanesinde bulunmustur. Bu iki yazma nushadan Dresden’de bulunan yazma bir mukaddime ve on iki destani anlatma, Vatikan’da bulunan nusha ise bir mukaddime alti destani anlatma icermektedir. Dede Korkut Kitabi’nin ilk nushasi bilim dunyasina tanitildiktan bugune kadar bu iki yazmanin dil, edebiyat, halk bilimi, sanat ve kultur tarihi alanlari basta olmak uzere cesitli ozellikleri hakkinda incelemeler yapilmis ve halen daha yapilmaktadir. Bir taraftan bu bilimsel inceleme ve arastirmalar surdurulurken, bir taraftan da yazari veya mustensihi bilinmeyen bu iki yazmanin kim tarafindan, ne zaman, nerede ve neden bu eserleri yazdigi sorularina cevap aranmakta, diger taraftan da bu anlatmalarin kaynaginin ne oldugu, baska bir yerden alintilanip, alintilanmadiklari, bir baska yazili eserden kopya mi yoksa sozlu gelenekten derleme mi olduklari ve de daha baska yazma nushalarin bulunup bulunmadigi konularinda da pek cok soruya cevap aranmaktadir. Bu sorularin nedenlerinden biri anlatmalarda adi gecen kahramanlar hakkinda kullanilan sifatlamalar (epitetler) olup, bu sifatlamalarin ayri birer anlatmaya isaret edip etmedigi konusunda cesitli gorusler mevcuttur. Mevcut yazmalar icindeki anlatmalarda kendisinden bahsedilen ve en cok sifatlama kullanilan kahramanlardan biri hic suphesiz Salur Kazan’dir. Dede Korkut Kitabi’nin mevcut nushalari icindeki anlatmalarda Hanlar Hani Bayindir Han’in guveyisi, vekili ve Bayindir Han’dan sonra en onemli mevki sahibi kisi olarak karsimiza cikan Salur Kazan Han, anlatmalarda; “Ulas oglu, ol erenler arslani, tulu kusun yavrisi, beze miskim umudu, Amit suyunun aslani, Karacugun kaplani, konur atin iyesi, Han Uruzun agasi, Bayindur Hanun guyegusu, kalin Oguzun devleti, kalmis yigit arhasi Salur Kazan …” gibi sifatlamalar (epitetler) ile tanitilir (Gokyay 2006: 39). Bu ifadelerden anlasilacagi uzere Salur Kazan, Oguz beyleri arasinda onemli bir yere sahip ve Oguz icinde onemli bir kisidir. Bayindir Han hakkinda kitabin mukaddimesinde ve “boy” adi verilen anlatmalarda cok sinirli bilgi verilirken, Salur Kazan uc anlatmanin kahramani ve diger anlatmalarda da adi gecen kisi olarak karsimiza cikar. Bugune kadar hakkinda oldukca onemli calismalar yapilan Salur Kazan’in tanitiminda kullanilan sifatlamalarin birer anlatma hâlinde var olup olmadigi bugune kadar tartisilan onemli konulardan biri olmustur. Biz bu makalede ilk olarak, Iran’in Turkmen-Sahra adiyla bilenen bolgesindeki Gumbet-i Kavus sehrinde yasayan kiymetli dostumuz Yahya Vali Mehemmed Hoca tarafindan bulunup bize elektronik ortamda pdf olarak gonderilen ve bizim “Turkistan/Turkmensara” nushasi adini verdigimiz, ucuncu Dede Korkut nushasi el yazmasi hakkinda tanitici bilgi verecek, daha sonra “Salur Kazan’in Yedi Basli Ejderhayi Oldurmesi” adini verdigimiz destani anlatmanin Turkiye Turkcesi’ne aktardigimiz metnini ilk defa bilim dunyasi ile paylasacagiz. “Salur Kazan’in Yedi Basli Ejderhayi Oldurmesi” adini verdigimiz bu destani anlatma Dede Korkut anlatmalarinin sayisini on uce cikarmaktadir. Bu yeni Dede Korkut boyunun on ucuncu boy, destan olarak anilmasi gerekmektedir. Yine bu boy, Salur Kazan ve diger Oguz beyleri icin kullanilan sifatlamalarin birer anlatma olarak varliginin bir kaniti olarak degerlendirilmelidir. Makalenin sonunda ise Dede Korkut Kitabi’nin mevcut nushalari hakkinda bir degerlendirme yapacagiz.