TL;DR: In this article, the authors discuss Trichomonas vaginalis and C. albicans' in mikst enfeksiyon orani %1.6, T. vaginalis ve Escherichia coli koenfekiyon and Staphylococcus aureus ile % 0.8 iken, eslik eden mikroorganizmalar %8.5.
Abstract: Ozet Amac: Trichomonas vaginalis trikomoniazisin etkeni olan anaerobik flajellali protozoan bir parazittir. Amacimiz, Temmuz 2007 -Mayis 2008 araliginda Kerkuk hastanelerine basvuran vajinal akintili kadinlarla eslerinde Trichomonas vaginalis ve diger mikroorganizmalarin sikligini arastirmaktir. Materyal ve Metod: Vajinal ve servikal suruntu ve idrar ornekleri uzerinde laboratuar incelemeleri yapildi, uygun ortamda suruntu ve idrar kulturleri ve kan orneklerinde serolojik testler yapildi. Bulgular: Vajinal akintili kadinlarda T. vaginalis orani %2.8 iken, eslik eden mikroorganizmalar %8.0 Candida albicans ve %0.8 Neisseria gonorrhoea olmustur. T. vaginalis and C. albicans'in mikst enfeksiyon orani %1.6, T. vaginalis ve Escherichia coli koenfeksiyon orani %1.6, Staphylococcus aureus ile % 0.8, proteus ile %0.4 olarak bulunmustur. Vajinal suruntudeki enyaygin patojen mikroorganizma %l2.4 Staph. Aureus, ardindan %11.6 E. coli ve %8.0 C. albicans olmustur. Idrar orneklerindeki patojen ajan orani daha dusuk bulunmustur. Uretral suruntude N. gonorrhea orani %35.0, E. coli orani %.5.0 bulunmus, vajinal suruntu ve idrarda en yuksek enfeksiyon orani 15-29 yas grubunda bulunmustur. Sonuc: Trikomoniazisle ilgili patojen enfeksiyonlar bayanlarda daha sik izlenir, orani 15-29 yas grubunda en yuksektir ve idrarda gonore orani yuksektir.
TL;DR: Beden algisi kuramlari, kadin ve erkeklerin kendi bedenlerini farkli bicimde algiladiklarini ileri surmektedir, bireyler obezitenin sagliga diger olumsuz etkilerinden cok beden imaji yonuyle ilgilidir.
Abstract: Amac: Bireyler obezitenin sagliga diger olumsuz etkilerinden cok beden imaji yonuyle ilgilidir. Beden algisi kuramlari, kadin ve erkeklerin kendi bedenlerini farkli bicimde algiladiklarini ileri surmektedir. Bireylerin bir kismi kendi kilo durumlarini dogru bir sekilde algilayamamaktadir. Bazilarinin kendilerini oldugundan daha az kilolu olarak gormeleri soz konusudur. Beden algisi gercekle uyumlu olmak zorunda degildir, subjektifbir degerlendirme olup kisinin kendisini nasil algiladigi ile ilgilidir. Ayrica neredeyse tum dunya uluslarinda guzellik ince olmakla es deger gorulmekte, bedenlerine ve kilolarina dikkat edenlerin bedenlerini ve kendilerini sevdikleri, buna bagli olarak da benlik saygilarinin yuksek oldugu dusunulmektedir. Olumlu algi kizlar icin ince bir bedene sahip olmak iken; erkekler icin kasli, sportmen vucut yapisidir. Gerec ve Yontem: Yaslari 25-65 arasi, her iki cinsten 1241 bireyin bel cevresi (BC) vucut kitle indeksi (VKI) degerleri olculmustur. Katilimcilara anket formu verilerek kendilerini agirlik olarak nasil bulduklari sorusunu cevaplamalari saglanmistir. Istatistiksel analiz olarak korelasyon analizleri ve ilgili yerlerde rakamsal ve yuzdelik hesaplari yapilmistir. Ayrica beden algilarindaki hatalarin oransal olarak belirlenmesi icin lojistik regresyon analizi uygulanmistir. Bulgular ve Sonuc: Kadinlarda da erkeklerde de obez olmayanlarin daha dogru beden algisina sahip olduklari, obez olanlarinsa kendilerini daha normal gormeye calistiklari, elde edilen sonuclardan anlasilmaktadir BC'ye gore normal kiloda olan kadinlardan % 90'in uzerinde oranda kendisini hauf kilolu, normal ve zayif olarak hissettikleri anlasilmaktadir. Kendisini obez olarak gorenlerin orani % l0'dan daha azdir. Erkeklerde normal olup kendini yine normal gorenlerin orani % 88,7 olarak bulunmustur. Buradan, cok fark olmasa da kadinlarin kendisini pozitif yonde gormeye daha yatkin olduklari sonucu cikarilabilir.
TL;DR: The most important factors for decreasing burn cases are family education and preventive care programs and patients should be referred to advanced treatment facilities after initial appropriate treatment.
Abstract: Burn is a physiopathologic process characterized by dermal and subdermal damage and it affects whole body regarding depth, area and causes of burn. The most important factors for decreasing burn cases are family education and preventive care programs. Many conducted studies on burns show that most of the cases are child and generally incidents happen at household. Burn patients must be evaluated carefully at the first step health establishment. History reveals important findings such as type of burn and contact duration whereas physical examination shows depth, area and affected body portion of burn. Early intervention prevents deepening of burn, superimposed infection and fluid loss. Nevertheless, patients should be referred to advanced treatment facilities after initial appropriate treatment.
TL;DR: Turkiye’de ‘Okul Sagligi Hizmetleri’ ile ilgili yasal bazi duzenlemeler olmasina karsin yeterli bir sekilde verildigini soylemek zordur yuzyilin ilk yillarinda okul sagligi uygulamalari rutin hizmet kapsamina alinmistir.
Abstract: Ozet: Ulkemizde son yillarda saglik hizmetlerinin sunumuna iliskin sistem degiserek Saglik Hizmetlerinin Sosyallestirmesi’nden, Aile Hekimligi Uygulamasi’na gecilmistir Aile Hekimligi Uygulamasi icerisinde okul sagligi hizmetlerinin yeri, bu hizmetlerin yurutulmesinde onemli bir nokta olarak karsimiza cikmaktadir Turkiye’de 2011-2012 Egitim Ogretim doneminde okul oncesi ile birlikte ilk ve orta ogrenimde 17 milyon ogrenci vardir ve bu rakam nufusun % 22,5’ini olusturmaktadir Sayilari 800000’i asan ogretmen ve okul calisani da okul sagligi kapsaminda degerlendirilmelidir Bu derlemede okul sagligi konusunda Dunya’da ve Turkiye’de okul sagligi hizmetleri ile yasal durum incelenmis, gunumuzde yurutulen okul sagligi hizmetlerinin iyilestirilmesine yonelik onerilerin sunulmasi amaclanmistir Dunyada okul sagligi programlari 19 yuzyilda uygulanmaya baslamis, ozellikle gelismis ulkelerde 20 yuzyilin ilk yillarinda okul sagligi uygulamalari rutin hizmet kapsamina alinmistir Ulkemizdeki Aile Hekimligi Uygulamasi’nda okul sagligi hizmetleri, aile hekimi ile Toplum Sagligi Merkezi (TSM) arasinda paylasilmaktadir Turkiye’de ‘Okul Sagligi Hizmetleri’ ile ilgili yasal bazi duzenlemeler olmasina karsin yeterli bir sekilde verildigini soylemek zordur Gerekli yasal duzenlemelerin yapilarak sorumluluklarin belirgin hale getirilmesi okul sagligi hizmetlerinin daha iyi verilebilmesini saglayabilir
TL;DR: Giris ve amac Turkiye’de alti yillik tip egitiminin ardindan ‘tip doktoru’ unvanini alan hekimler uzmanlasmak icin 1987 yilindan beri yilda iki kez yapilan Tipta Uzmanlik Sinavinda (TUS) basarili olmak zorundadir.
Abstract: Giris ve amac Turkiye’de alti yillik tip egitiminin ardindan ‘tip doktoru’ unvanini alan hekimler uzmanlasmak icin 1987 yilindan beri yilda iki kez yapilan Tipta Uzmanlik Sinavinda (TUS) basarili olmak zorundadir. Saglikta donusum projesi, 5947 sayili tam gun yasasi ve hatali tibbi uygulama davalarinin ve cezalarin artmasi gibi cesitli faktorlerin etkisiyle hekimlerin TUS tercihleri degismeye baslamistir. Bu arastirmada 2007-2013 yillari arasindaki TUS kadro ve puanlarinin incelenmesi ve yillara ve alanlara gore degisimlerin analiz edilmesi amaclanmistir. Gerec ve yontem 2007 Nisan -2013 Nisan arasinda duzenlenen 13 adet TUS ile ilgili veriler Olcme, Secme ve Yerlestirme Merkezi web sitesinden ( http://www.osym.gov.tr/ ) indirildi ve incelendi. Arastirmanin ana sonuc olcutunu taban puanlar olusturdu. Analizlerde SPSS 18.0 paket istatistik programi kullanildi. Bulgular Yillar icerisinde Tibbi biyokimya ve Tibbi Mikrobiyoloji puanlarinda yukselme olurken Kadin Hastaliklari ve Dogum, Genel Cerrahi ve Cocuk Sagligi ve Hastaliklari branslarinin taban puanlarinda belirgin dususlerin oldugu dikkat cekiciydi. Saglik Bakanligi’na ait kurumlarin ortalama taban puanlari 62,3±2,6; universitelerin ortalama taban puanlari ise 61,8±2,0 olarak saptandi. Kurumlar arasinda taban puan ortalamalari acisindan istatistiksel olarak anlamli bir fark saptanmadi (t=1,18; p=0,241). 2009 sonrasinda cerrahi branslara gore dahili branslarda daha az olmakla birlikte yatakli hizmeti olan branslarin puanlarinda tedrici bir dusus gozlenirken yatakli hizmeti olmayan branslarin puanlarinda yillar icerisinde bir artis oldugu dikkati cekti. Brans gruplari arasindaki puan farki 2007 yilinda istatistiksel olarak anlamli iken (F=4,691; p=0,02) diger yillarda anlamsiz bulundu (p>0,05). Sonuc Yillar icerisinde TUS’da brans tercihindeki trend degismektedir. Gelecekte branslar arasinda olusabilecek dengesizlikten kaynaklanacak saglik hizmeti sunumunda aksakliklar olabileceginden TUS kontenjanlarinin ve tercihlerin belirlenmesinin bu trend bilgileri isiginda yapilmasi uygun olacaktir.
TL;DR: The results showed that the patients diagnosed as primary nocturnal enuresis had a higher degree of anxiety than the control group.
Abstract: Objective: This study was performed to determine the presence of social anxiety and depression symptoms severity in children and adolescents diagnosed as primary nocturnal enuresis. Materials and Methods: The study included 168 children and adolescents presented to the out patient clinics of pediatrics and pediatric nephrology between December 2013 and March 2014. The patients and their parents were informed about the study and those giving informed consent were included in the study. Of 168 participants, 82 diagnosed as primary nocturnal enuresis were assigned into the patient group and 86 were assigned into the control group. The participants were administered the Social Anxiety Scale for Children –Revised and the Depression Scale for Children. Results: Of 198 participants, 92 (54.8%) were male and 76 (45.2%) were female. The mean age was 10.9±1.8 years in the patient group and 11.09±1.44 years in the control group. Both groups were similar in terms of the mean age (p=0.463) and gender (p=0.854). The patient group got 25.0±3.5 from the Depression Scale for Children and the control group got 25.3±4.9 for the Depression Scale for Children without a significant difference (p=0.635). The patient group and the control group got 44.0±13.6 and 36.5±9.5 for the Social Anxiety Scale for Children –Revised respectively. The patientgroup got significantly higher scores for the Social Anxiety Scale for Children –Revised (p=0000). Conclusion: The results showed that the patients diagnosed as primary nocturnal enuresis had a higher degree of anxiety than the control group. Considering psychology in childhood and adolescence, primary nocturnal enuresis is an important source of psychological problems. Therefore, it is of great importance to perform a psychiatric evaluation and to offer appropriate psychiatric support in addition to medical treatment
TL;DR: If school health services, which are the important part of the preventive health Services, are well-planned and perform systematically and insistently on this topic, one of the biggest steps in order to achieve for the goal of a healthier society would have been achieved.
Abstract: Everything for healthy life as well as education and training at school, in which our children spend most of their time, is in the scope of school health,. Although there are some hopeful practices about school health in our country, the prevalence and decisiveness of these efforts have not been at the desired level. If school health services, which are the important part of the preventive health services, are well-planned and perform systematically and insistently on this topic, one of the biggest steps in order to achieve for the goal of a healthier society would have been achieved.
TL;DR: Bu calismada Tip Fakulteleri (TFH) ile Saglik Bakanligi Egitim ve Arastirma Hastanelerinde (EAH) gorev yapmakta olan Acil Tip Asistanlarinin (ATA) tukenmislik duzeylerinin karsilastirilmasi amaclanmistir.
Abstract: Amac: Tukenmislik konusunda yapilmis bircok tanim olmasina ragmen gunumuzde kabul goren en yaygin tukenmislik tanimi Maslach ve arkadaslari tarafindan yapilan ve tukenmisligi uc boyutlu olarak algilayan tanimdir. Acil servis (AS) personeli is ortaminin yogunlugu, bakim verilen hastalarin ciddiyeti, vardiya seklinde calisma programi nedeniyle surekli stres altindadir. Bu calismada Tip Fakulteleri (TFH) ile Saglik Bakanligi Egitim ve Arastirma Hastanelerinde (EAH) gorev yapmakta olan Acil Tip Asistanlarinin (ATA) tukenmislik duzeylerinin karsilastirilmasi amaclanmistir. Gerec ve Yontemler: Bu calisma Ankara Numune Egitim ve Arastirma Hastanesi etik kurulundan onay alinarak Mayis-Agustos 2011 tarihleri arasinda anket yontemiyle yapilmistir. Calismaya EAH’den 116 ATA, TFH’den 90 ATA olmak uzere toplam 206 ATA alinmistir. Anket yontemiyle elde edilen verilerin istatistiksel analizleri SPSS 15 programi ile yapilmistir. Istatistiksel analizlerde ki-kare, Independent Sample T testi ve Oneway Anova testi kullanilmistir. p 0.05) Sonuc: EAH’lerinde calisan ATA’larin, TFH’de calisan ATA’lara oranla daha fazla tukenmeye maruz kaldiklari bulundu
TL;DR: Amac : Dogumdan sonraki donemde annelerin karsilastigi fazla kiloluluk ve obezitenin etyolojik faktorlerinin tespit edilmesi ve buna yonelik alinabilecek onlemlerin belirlenmesi amaciyla gerceklestirdigimiz calismada.
Abstract: Amac : Dogumdan sonraki donemde annelerin karsilastigi fazla kiloluluk ve obezitenin etyolojik faktorlerinin tespit edilmesi ve buna yonelik alinabilecek onlemlerin belirlenmesi amaciyla gerceklestirdigimiz calismada; annelerin saglikli kilo kaybi konusunda bilgi duzeyleri, beslenme aliskanliklari, beslenme kulturleri, beslenme konusunda tutumlarini etkileyebilecek cevresel faktorler, gestasyonel kilo alimlari, anne sutu verme sure ve sikliklari; fiziksel aktivite aliskanliklari, dogumdan sonra zayiflama diyeti uygulayip uygulamadiklar, diyet uygulayanlarin diyetlerinin ozellikleri ve diyet basarilari gibi bircok faktor arastirildi. Gerec ve Yontem : Ankara Ataturk EAH Aile Hekimligi ve Pediatri Poliklinikleri’ne Aralik 2013 - Ocak 2014 tarihleri arasinda basvuran 6-24 ay arasinda cocugu olan, 19-43 yas grubunda 151 kadina 84 soruluk anket, yuz yuze gorusme metodu kullanilarak uygulanmistir. Veriler SPSS 15.0 programi ile degerlendirilmistir. Istatistiksel anlamlilik duzeyi p<0,05 olarak kabul edilmistir. Bulgular : Annelerin dogum sonrasi donemde anne sutu verme surelerinin beden kitle indeksini (BKI) dusurmeye etkisi istatistiksel olarak anlamli olarak tespit edildi (p<0,05). Anne sutu verme konusunda bilgi duzeyleri iyi olan annelerin bebeklerine daha uzun sure anne sutu verdikleri saptandi (p<0,05). Annelerin dogum sonrasinda sut artirici besin kullanma durumu ile cevrelerinden surekli besin tuketmeleri konusunda baski hissetmeleri ve tavsiye almalari arasinda istatistiksel olarak anlamli bir iliski mevcuttu (p<0,05). Gebelik doneminde ve sonrasinda cevrelerinden surekli yiyecek tuketmelerine yonelik tavsiye alanlarin %83,6’sinin sut arttirici besin kullandigi ogrenildi. Su tuketimi 2 litreden fazla olan annelerin BKI’leri daha az su tuketen annelere gore daha dusuktu (p<0,05). Annelerin sadece %27,2 sinin diyet uyguladiklari tespit edildi (p<0.05). Diyet uygulama suresi ile kilo verme durumlari arasinda istatistiksel olarak anlamli bir iliski mevcuttu (p<0,05). BKI gruplari ile diyet sureleri arasi ve BKI gruplari ile diyetle verilen agirlik arasindaki iliski incelendiginde istatistiksel sonuc anlamliydi (p<0,05). Ayda 2-4 kg vermenin saglikli kilo kaybi konusunda yeterli oldugunu dusunen annelerin daha fazla kilo kaybettikleri tespit edildi. Sonuc: Dogum sonrasi donemde annelerin fazla kilolarinin saglikli kaybi konusunda bilgi duzeylerinin ve tutumlarinin BKI’yi dusurmeye etkisi genel anlamda tespit edilemedi ancak, emzirme surelerinin BKI’yi dusurmeye olumlu etkisi istatiksel olarak anlamli bulundu. Annelerin saglikli beslenme konusundaki bilgi duzeyleri ve tutumlarinin toplumun fazla kiloluluk ve obezite problemini dogrudan etkiledigini dusunmekteyiz. Dolayisiyla annelerin sadece beslenme konusunda degil, saglikli yasam tarzinin tum bilesenlerine yonelik egitim ve danismanlik almalari gerekmektedir.
TL;DR: Ozet Trisiklik antidepresanlarin (TCA) asiri alimi, ciddi ilac zehirlenmelerinin en sik sebeplerinden biridir dusuk dozlarda dahi olumcul olabilecegini vurgulamaktadir.
Abstract: Ozet Trisiklik antidepresanlarin (TCA) asiri alimi, ciddi ilac zehirlenmelerinin en sik sebeplerinden biridir. Gorece dusuk (10 mg / kg) bir dozda amitriptilinin intihar etmek amaciyla icimi sonrasi TCA zehirlenmesine bagli cok siddetli norolojik ve kardiyovaskuler belirtiler gosteren 20 yasinda bir kadin hastayi sunuyoruz. Gastrik lavaj, aktif komur, sistemik alkalinizasyon (pH 7.50 olacak sekilde), destek tedavi ve plazma degisim tedavileri hasta icin yeterli olmadi. Hastanin derin koma durumu ve sok tablosu devam etti ve herhangi bir onlem hastayi hayatta tutmaya yetmedi. Bu vaka, TCA zehirlenmesinin onemini ve bu zehirlenmenin dusuk dozlarda dahi olumcul olabilecegini vurgulamaktadir.
TL;DR: The severity of injuries in traffic accidents and the costs of treatment to patients increase parallel to the increase in the levels of alcohol in the blood, and the social importance of this issue is reviewed.
Abstract: Introduction and Aim Being one of the major problems in the world and in Turkey, traffic accidents require being accurately examined and solved . The purpose of this study is to reveal the effects of blood alcohol level on the severity of injury and death as a result of motor vehicle accident traumas and to review and command on the social importance of this issue.Materials and Methods Four hundred forty-five patients who were admitted to Ataturk Training and Research Hospital Emergency Department between January 2010 and December 2011, after motor vehicle accidents are enrolled in the study. Patients’ ages, gender, blood alcohol levels and vehicle types were recorded retrospectively. Abbreviated Injury Score (AIS) and Injury Severity Score (ISS) were detected for each patient according to trauma regions and severity. The patients were divided into two groups according to the blood alcohol levels (<0,5 promile and ≥0,5 promile). Results The blood alcohol levels were <0,5 promile in 341 patients (76,6%) and ≥0,5 promile in 104 patients (23,4%). There was no statistically significant difference between the groups in terms of age (p=0,754), but statistically significant difference was detected in terms of Injury Severity Score (ISS), observation time in the emergency department and cost (p<0,001). Conclusion The severity of injuries in traffic accidents and the costs of treatment to patients increase parallel to the increase in the levels of alcohol in the blood.
TL;DR: Ozet Bas donmesinin Amerika'da birinci basamakta prevelansi cesitli calismalarda degisik oranlarda bildirilse de (%28, %29, %32), en yuksek orani vertigo olusturmaktadir.
Abstract: Ozet Bas donmesinin Amerika'da birinci basamakta yillik insidansi %1.7, buna ragmen 2. ve 3. basamaktaki yillik prevelansi %17'dir. Dort cesit bas donmesi vardir: vertigo, sersemlik, presenkop ve dengesizlik. Birinci basamakta prevelansi cesitli calismalarda degisik oranlarda bildirilse de (%28, %29, %32), en yuksek orani vertigo olusturmaktadir. Presenkop, bilinc kaybinin yaklastiginin hissidir. Dengesizlik ya da postural kararsizlik, kesin olarak hareketle iliskili olmayan bir Vertigonun periferal ve santral sebepleri genellikle oyku ile ayirdedilebilir. Vertigolu birinci basamak hastalarinin %93'u Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo (BPPV), akut vestibuler norinitis veya Meniere hastaligina sahiptir.
TL;DR: Ozet Amac: Kaynakcilik isleminin cesitli saglik zararlari olmakla birlikte, en onemlisi kaynakdumaninin solunum yoluyla alinmasi ve bunun sonucu olarak hava yollarinda ve akciger parankiminde olusturduguhastaliklardir.
Abstract: Ozet Amac: Kaynakcilik, metalleri yuksek isi altinda eriterek ya da yuksek basinc uygulayarak birbirine yapistirmak icinyaygin olarak kullanilan bir islemdir. Kaynakcilik isleminin cesitli saglik zararlari olmakla birlikte, en onemlisi kaynakdumaninin solunum yoluyla alinmasi ve bunun sonucu olarak hava yollarinda ve akciger parankiminde olusturduguhastaliklardir. Bucalismada kaynakcilardaki akciger etkilenmeleri ve bunun meslek ve diger risk faktorleri ile iliskisi degerlendirilmeyecalisilmistir. Gerec ve Yontem: Saglik Bakanligi Ankara Meslek Hastaliklari Hastanesi Gogus Hastaliklari Poliklinigine rutinperiyodik muayene icin Ocak 2012 ile Haziran 2012 arasinda basvuran ardisik 44 kaynak iscisi bu calismaya alindi.Iscilerden bilgilendirilmis onam formu ve meslek anamnezi alindi. Dokuz soruluk bir anket uygulandi. Meslek anamnezive fizik muayene bulgularina gore 19 iscide akciger grafisi, spirometre ve yuksek rezolusyonlu akciger bilgisayarlitomografisi (YRBT) yapildi Bulgular: Spirometre uygulanan 19 iscinin 5 tanesinde FEV1/FVC degeri % 80'nin altinda idi. 8 kaynakcinin akcigergrafisinde pnomokonyoz ile uyumlu gorunun mevcuttu (ILO p/q 0/- 3/+). Bu hastalara cekilen YRBT’de mikronodulertutulum saptanarak pnomokonyoz lehine degerlendirildi. Sonuc: Kaynakcilik mesleginin hem havayollarini, hem de akciger parankimini etkileyen zararlari oldugu ortaya kondu.
TL;DR: Muayenede saptanan palpabl kitlenin ultrasonografisi 21x15 mm’lik lobule irreguler sinirli malign suphesi tasiyan kitleyi ortaya koydu, yasinda emziren bir anne klinigimize mastalji sikayeti ile basvurdu.
Abstract: Ozet Sut fistulu, laktiferoz bir kanal ile cilt arasinda genellikle cerrahi sonrasi olusan bir yoldur. Olusum surecini aciklayan cesitli hipotezler ortaya atilmistir.23 yasinda emziren bir anne klinigimize mastalji sikayeti ile basvurdu. Yapilan muayenede saptanan palpabl kitlenin ultrasonografisi 21x15 mm’lik lobule irreguler sinirli malign suphesi tasiyan kitleyi ortaya koydu. Eksizyonel biyopsi sonrasi 3. Gunde sut fistulu gelisti. Yara pansumani ve genis spektrumlu antibiyotik baslandi. Sut fistulune yonelik kabergolin 0,5 mg tablet haftada iki kez oral yolla uygulandi. Postoperatif ikinci haftada drenaj tamamen kesildi ve yara spontan olarak iyilesti. Sut fistulu her ne kadar yaygin olmasa da,can sikici bir komplikasyondur.Fistuller,primer suturasyon veya spontan granulasyonla iyilesir. Siklikla oral antibiyotikler kullanilir. Vakamizda kabergolin hassas yara bakimi tedavisi ile birlikte etkili olmustur,fistul primer suturasyona gerek kalmadan spontan granulasyonla iyilesmistir
TL;DR: An 80 years old patient with lumbago who developed opiate toxicity after using one dose of fentanyl patch is presented.
Abstract: Fentanyl is a potent and short-acting narcotic analgesic which is used in the treatment of acute and chronic pain. Transdermal fentanyl have been widely used in the treatment of cronic pain. The side effects of transdermal fentanyl are similar to other opioids side effects. In this report we presented an 80 years old patient with lumbago who developed opiate toxicity after using one dose of fentanyl patch.
TL;DR: A 46- year- old multiparous patient was admitted to the authors' hospital with the complaint of a painless mass in the left vulvar region having been for three years and the definitive histopathology report came out as infectious hemorrhagic bartholin cyst.
Abstract: The cysts of bartholin gland are one of the most common lesions of vulva but endometriosis of the bartholin gland is extremely rare. The lesions of endometriosis may be detected in various different regions. The dark brown content of the cyst usually predicts endometriosis but the exact diagnosis can only be made by pathologic examination. The aim of this case report is to document a cyst of the bartholin gland mimicking endometriosis. A 46- year- old multiparous patient was admitted to our hospital with the complaint of a painless mass in the left vulvar region having been for three years. Her menstruel cycle was regular and she had no dysmenorrhea, dyspareunia and chronic pelvic pain. On gynecological examination, there was a 6 cm septate cystic lesion on the left bartholin gland. During dissection of the cystic lesion, the cyst was ruptured and dark brown fluid was expelled. The definitive histopathology report came out as infectious hemorrhagic bartholin cyst. Hemorrhagic bartholin cysts may mimic endometriosis and differential diagnosis can only be done by histopathologic examination.
TL;DR: Tarihleri arasinda Ankara Meslek Hastaliklari Hastanesine basvurmus ve dermatoloji bolumune konsulte edilmis 86 dis teknisyeni el ekzemasi yonunden incelenmistir.
Abstract: Amac: Dis teknisyenlerinde el ekzemasi sikligini belirlemek ve bunu etkileyen faktorleri gozden gecirmek. Materyal ve Metot: Eylul 2009 – Aralik 2011 tarihleri arasinda Ankara Meslek Hastaliklari Hastanesine basvurmus ve dermatoloji bolumune konsulte edilmis 86 dis teknisyeni el ekzemasi yonunden incelenmistir. Ellerinde ekzema tespit edilen hastalara deri yama testi uygulanmistir. El ekzemasi ile calisma suresi, yas, koruyucu eldiven kullanimi ve gecirilmis ekzemasi oykusu arasindaki iliski istatistiksel olarak degerlendirilmistir. Bulgular: Deri muayene bulgularina gore bes dis teknisyeninde (%5,8) ellerde ekzema saptanmistir. Istatistiksel olarak el ekzemasi gelisimi ile hasta yasi, calisma suresi ve koruyucu eldiven kullanimi arasinda anlamli bir iliski ortaya konulamamisken, gecirilmis ekzema oykusu ile el ekzemasi gelisimi arasinda istatistiksel olarak anlamli bir iliski bulunmustur. Sonuc: Dis teknisyenlerindeki el ekzemasi sikligi literaturdeki diger calismalarla benzer olarak bulunmustur. Oncesinde ekzema oykusu bulunan dis teknisyenlerinin, korunma yontemlerine daha dikkatle uymalari gerektigi dusunulmektedir.
TL;DR: Fahr sendromunun anoksi, radyasyon, sistemik hastaliklar, toksinler, kalsiyum metabolizma bozukluklari ve ensefalitler ile baglantili oldugu tanimlanmistir, yazida gerilim tipi basagrisi bulunan
Abstract: Ozet: Fahr hastaligi; bazal ganglionlar, serebellar dentat nukleus ve sentrum semiovalede kalsifikasyon gorulmesi ile karakterizedir. Bazal ganglionlar en sik tutulan bolgedir. Fahr sendromunun anoksi, radyasyon, sistemik hastaliklar, toksinler, kalsiyum metabolizma bozukluklari ve ensefalitler ile baglantili oldugu tanimlanmistir. Ayrica sendromun ailesel formu bildirilmistir. Sendromun klinik ozellikleri degisik olmasina ragmen; ilerleyici mental hasar, dizartri, konvulsiyon, parkinson benzeri klinik tablo, noro-psikiyatrik davranis ve zihinsel islev bozukluklari Fahr sendromunda siklikla gorulen klinik bulgulardir. Bu yazida gerilim tipi basagrisi bulunan Fahr sendromlu bir kadin olguyu sunmayi amacladik.
TL;DR: Hoffa’s disease is an obscure cause of knee pain resulting from impingement and inflammation, with haemorrhagic and fibrous changes of the Hoffa fat pad probably due to acute or chronic repetitive microtrauma.
Abstract: Hoffa’s disease is an obscure cause of knee pain resulting from impingement and inflammation, with haemorrhagic and fibrous changes of the Hoffa fat pad probably due to acute or chronic repetitive microtrauma. The acute phase of the disease is charecterised by inflammation and at the chronic stag, ossification of the patellar pat occurs. The final status of the disease is an osteochondroma. Hoffa’s disease should be considered in the differential diagnosis of anterior knee pain.
TL;DR: Bildiginiz gibi Meniere hastaligi ataklar halindeortaya cikan vertigo, giderek ilerleyen sensori-noronalisitme kaybi ve tinnitus ile karakterize bir ic kulakhastaligidir.
Abstract: Bildiginiz gibi Meniere hastaligi ataklar halindeortaya cikan vertigo, giderek ilerleyen sensori-noronalisitme kaybi ve tinnitus ile karakterize bir ic kulakhastaligidir.Etiyopatogenezitamolarakanlasilamadigindan kesin tedavisi de mumkun olmayanbir hastaliktir. Tedavidevertigo ataklarini onlemeyeyonelik ilaclar, tuz kisitlamasi, diuretikler ve altenatiftedaviler kullanilabilir.Fakat tedavi yontemlerinincogunda tam basari yerine gecici ve kismi duzelmeler eldeedilmektedir.
TL;DR: Ozet Osteomalazi; kemik matriksinin mineralizasyonunda yetersizlik ile karakterize bir hastaliktir.
Abstract: Ozet Osteomalazi; kemik matriksinin mineralizasyonunda yetersizlik ile karakterize bir hastaliktir. Osteomalazili olgular; bel agrisi nedeniyle klinik olarak ve kalsifiye entezopatiler, sakroiliyak eklem degisiklikleri, simfizis pubiste subkondral kemik rezorbsiyonlari gozlenebildiginden radyolojik olarak ankilozan spondilitle karisabilir. Biz burada yaygin agri-bel agrisi nedeni ile klinigimize basvuran ve osteomalaziye bagli sakroiliyak eklem tutulumu tanisi koydugumuz bir vakayi sunuyoruz.
TL;DR: The difficulties in diagnosis and treatment of tardive dyskinesia and hemichorea in a bipolar patient were discussed.
Abstract: Chorea consists of random, involuntary, continous, abrupt, short, jerky movements with different severity that can pass through one part of the body to the other parts. Hemichorea mostly occurs after the contralateral thalamic stroke, but may also occur in lesions involving the basal ganglia, white matter tracts, and the pons. Case. A 60 year old, married, primary school educated, housewife, female patient was refered to our clinic. In 1993, she had the complaints of being followed, crying, decreased self-esteem and aggression. With the diagnosis of bipolar disorder mixed episode, sertraline 50 mg/day and risperidone 4 mg/day treatment was initiated and used about 12 years for this treatment. In that time, exacerbation was not observed. In 2009, she had the complaints of tremors on the left side, involuntary movements of the arms and legs, speech disorders and balance disorders. Brain magnetic resonance imaging showed ischemia in the basal ganglia. Due to hemichorea (involuntary movements of the arms and legs), haloperidol 10 mg/day treatment was started. Nearly 4 years later, she emerged the symptoms of tardive dyskinesia.When haloperidol treatment was decreased gradually hemichorea symptoms increased whereas increasing the dose of haloperidol treatment symptoms of tardive dyskinesia increased. In this article, the difficulties in diagnosis and treatment of tardive dyskinesia and hemichorea in a bipolar patient were discussed.
TL;DR: A case of retrocecal appendicitis presented with acute right upper abdominal pain of which the clinical diagnosis at presentation was right ureteric colic, and surgical findings confirmed the presence ofappendicitis and its retroperitoneal extensions.
Abstract: Acute appendicitis is a common surgical condition that is usually managed with early surgery, and is associated with low morbidity and mortality. However, some patients may have atypical symptoms and physical findings that may lead to a delay in diagnosis and increased complications. Atypical presentation may be related to the position of the appendix. Ascending retrocecal appendicitis presenting with right upper abdominal pain may be clinically indistinguishable from acute pathologies in the gallbladder, liver, biliary tree, right kidney and right urinary tract. We here report a case of retrocecal appendicitis presented with acute right upper abdominal pain of which the clinical diagnosis at presentation was right ureteric colic. After the application of ultrasound and computed tomography examinations, pararenal located retrocecal appendicitis and inflammation in the retroperitoneum was diagnosed. Surgical findings confirmed the presence of appendicitis and its retroperitoneal extensions.
TL;DR: It is thought that colonoscopy is an important examination, rectal bleeding, the bleeding lesion to be visible supply, as well as histopathological diagnosis in patients with suspected malignancy, since it benefits provide.
Abstract: Purpose : Our aim was to evaluate the outcomes of the patients in colonoscopy because of rectal bleeding. Methods: 2,356 patients undergoing elective colonoscopy between January 2008- June 2012 were evaluated retrospectively the results that have been made. Histopathological examination of the patients were evaluated with polypectomy and biopsy results. Results: 2356 the patient's elective colonoscopy examination 787 (33.2%) had been admitted with rectal bleeding in 4 years. 659 patients (27.9%), constipation and 424 patients (17.9%) patients, weight loss and anemia examination, 117 patients (4.9%), diarrhea, and 329 patients (13.9%) before the follow-up colonoscopy polypectomy or colorectal cancer after surgery. 787 patients presenting with rectal bleeding were evaluated retrospectively. Of these patients, 456 (58%) hemorrhoidal disease, 149 (19%) polyps in the colon or rectum, 86 (11%), iverticular disease, 62 (8%), colon or rectal cancer, 23 patients (3%), inflammatory bowel disease, colonoscopic examinations were normal in 11 patients. Conclusion: We think that colonoscopy is an important examination, rectal bleeding, the bleeding lesion to be visible supply, as well as histopathological diagnosis in patients with suspected malignancy, since it benefits provide.
TL;DR: Bu derleme D vitamini, kalsiyum-mineral metabolizmasi, D vitaminin iskelet disi etkileri ve kronik bobrek yetmezliginde nutrisyonel D Vitamini kullanimi gozden gecirilmistir.
Abstract: Vitamin D, gunes isigi ile temas sonucu deride uretilen, yagda cozunen, secosteroid yapida bir prohormondur. Vucutta cesitli metabolik degisikliklerle kalsitriol olarak bilinen, kalsiyum ve fosfor metabolizmasinda onemli rol oynayan bir hormona donusur. Bobrek dokusu haricinde D vitaminine ait reseptorler; T lenfositler, beyin, prostat, pankreas, gonadlar, meme dokusu, kas ve kolon gibi bircok organ ve dokuda bulunmaktadir. D vitamininin etkinligi sadece kalsiyum homeostazisini duzenleyerek kemik sagligini idame ettirmekle sinirli olmayip, ayni zamanda pro-apopitotik, antienflamatuar ve immun-modulatuar ozelliklere sahip oldugu bildirilmektedir. Son yillarda yapilan epidemiyolojik calismalarda, dusuk D vitamini duzeyinin kanser insidansini ve kardiyovasikuler mortaliteyi arttirdigi, diyabet ve multipl skleroz gibi otoimmun hastaliklar ile birlikte oldugu bildirilmistir. Kronik bobrek yetmezliginin (KBY) gelismesi ile 1,25 dihidroksi D vitamini uretiminde progresif azalma ile iliskilidir. Dusuk 25-hidroksi vitamin D seviyeleri kronik bobrek yetmezliginin tum evrelerinde gozlenmekte ve sekonder hiperparatiroidizme neden olmaktadir. KBY hastalarinda bilinen D vitamini onemli biyolojik etkileri, 25 hidroksi vitamin D’nin 1-25 dihidroksi D vitaminine extrarenal donusumu sayesinde gerceklesmektedir. Bu derleme D vitamini, kalsiyum-mineral metabolizmasi, D vitaminin iskelet disi etkileri ve kronik bobrek yetmezliginde nutrisyonel D vitamini kullanimi gozden gecirilmistir.
TL;DR: Calismada boy kisaligi tanisi konulan hastalarda davranim bozukluklarinin incelenmesi amaclanmistir, yas ortalamalari kontrol grubunda 11.04.2012-1.12.2012 tarihleri arasinda pediatrik endokrinoloji ve pediatri poliklinigine basvuran hastalARDa yapildi.
Abstract: Amac: Bu calismada boy kisaligi tanisi konulan hastalarda davranim bozukluklarinin incelenmesi amaclanmistir. Yontem: Bu calismada 1.12.2012-1.04.2012 tarihleri arasinda pediatrik endokrinoloji ve pediatri poliklinigine basvuran hastalarda yapildi. Calismaya boy kisaligi tanisi konulan 100 hasta ile kontrol grubu olarak normal boy olcusunde olan 100 olgu dahil edildi. Hastalarin ve ailelerinin bilgilendirilmis olurlari alindi. Katilimcilarin annelerine ‘Yikici Davranim Bozukluklari icin DSM-IV’e Dayali Tarama ve Degerlendirme Olcegi’ ile sosyodemografik verilerini arastiran anket uygulandi. Istatistiksel anlamlilik p <0.05 olarak belirlendi. Bulgular: Calismamizda yas ortalamalari kontrol grubunda 11.67±2.04, boy kisaligi tanisi olan grupta 11.86±2.63 olarak belirlendi. Yas ortalamasi (p=0.356) ve cinsiyet dagilimi (p=0.322) her iki grupta benzerdi. Boy kisaligi olan grubun dikkat eksikligi olcek puani 6.27±6.01, hiperaktivite olcek puani 6.58±5.18, karsit olma-karsit gelme olcek puani 5.68±4.85, davranim olcek puani ise 1.59±3.18 olarak (ortalama puan) tespit edildi. Kontrol grubunun dikkat eksikligi olcek puani 5.64±4.64, hiperaktivite olcek puani 5.30±4.88, karsit olma-karsit gelme olcek puani 4.55±4.32, davranim olcek puani ise 2.08±3.79 olarak (ortalama puan) saptandi. Boy kisaligi olan grup ile kontrol grubunun dikkat eksikligi olcek puani (p=0.407), hiperaktivite olcek puani (p=0.074), karsit olma-karsit gelme olcek puani (p=0.084) ve davranim olcek puani (p=0.324) benzer olarak tespit edildi. Sonuc: Calismamizda boy kisaligi tanisi konulan olgularin davranim bozukluklarinin boy kisaligi olmayan grupla benzer oldugunu ortaya koyduk.
TL;DR: In this article, the authors have drawn attention to the problem of road safety and traffic accidents in Turkey and proposed a road safety legislation in Turkey but is not applied as it should be.
Abstract: Summary Turkey is among the ten countries constituting almost half of the global traffic accident deaths. As regard to their frequencies, health and economic outcomes, traffic accidents must have a priority in public health agenda. From the epidemiological perspective, within the vehicle, person and the environment components; person (driver, occupant, pedestrian) (99.12 %) is the most responsible component for the traffic accidents. According to the accident statistics, drivers have the biggest defect share with a 95 % ratio. Main components of the driver defect are; speed, alcohol and substance use, sleep and fatigue, not using safety belt, child car seat and helmet. Related legislation has been developed in Turkey but is not applied as it should be.The United Nations has developed a Global Plan for the Decade of Action for Road Safety 2011-2020 to decrease the traffic accidents and burden of disease all over the world and especially in the low and middle-income countries. The objective of this article is to draw attention to the problem of road safety and traffic accidents in Turkey.
TL;DR: The agents of SDI, facilitating factors, clinical aspects, treatments and preventive precautions are described.
Abstract: Superficial dermatophyte infections (SDI) are the most frequently encountered skin diseases. It is important to put early diagnosis and start treatment. SDI are also important with regard to preventive medicine. For his reason, in addition to treatment agents, factors on transmission reducing / preventing should be known. In this article, the agents of SDI, facilitating factors, clinical aspects, treatments and preventive precautions are described.