TL;DR: In this article , analiz, güven üzerinden en fazla yardımseverliğin etkili olduğunu belirtmektedir.
Abstract: Sağlık ve zindelik son birkaç yılda talep gören konular haline geldiğinden, giderek daha fazla insan sosyal medya sitelerinde, özellikle Instagram'da bu trendden yararlanmaya çalışmaktadır. Bu durum ilgili tüm taraflara - etkileyiciler, markalar ve son tüketiciler - fayda sağlayabileceğinden, genel olarak takipçilerin güvenini nasıl kazanacağınızı bilmek önemlidir. E-ticarette güveni kapsayan çalışmalar olmasına rağmen, influencer pazarlaması, hatta daha özel olarak Instagram'daki fitness ile ilgili influencerlar ile ilgili durumu analiz eden çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu kapsamda literatürde en çok bahsedilen üç güven boyutu, yardımseverlik, dürüstlük ve yetkinlik bağlamında anket araştırması yapılmıştır. Analiz, güven üzerinden en fazla yardımseverliğin etkili olduğunu belirtmektedir. Yetkinlik ve dürüstlük , yardımseverlikten sonra gelmektedir. Ayrıca takipçilerin şeffaflığı çok takdir ettiğini göstermiştir ve bu, influencer’ların yanı sıra onlarla çalışan markaların de tüketicilerin güvenini kazanmak adına dürüst ve özverili olması gerektiği sonucuna yol açmıştır.
TL;DR: In this paper , Korkut et al. described the characteristics of Türk tarihinde, coğrafyası, dili, edebiyatı, kültürü, sanatı ve daha birçok konu hakkında önemli bilgiler içermektedir.
Abstract: Türk tarihinde, Türk kültüründe ve Türk halk edebiyatında destanlar önemli bir yere sahip olup, Türk destan geleneğinin kökleri tarihin erken devirlerine kadar uzanmaktadır. Dede Korkut Destanları; Türk destanları içerisinde önemli bir yere sahiptir; eski Türk yaşamının bir yansımasıdır; Türk tarihi, coğrafyası, dili, edebiyatı, kültürü, sanatı ve daha birçok konu hakkında önemli bilgiler içermektedir. Dede Korkut’ta birçok kişi adı geçmektedir. Bunlardan biri Bayındır Han’dır. Bayındır Han’ın adı Dede Korkut Kitabı’nda dokuz boyda geçmektedir. Dede Korkut Kitabı’nda çoğunlukla Bayındır Han’ın tarihi ve sembolik kişiliği baskın olup, efsanevi-mitolojik kökleri zayıftır. Oğuz Han’ın hükümdarlık hatıraları da kısmen Dede Korkut’ta Bayındır Han tipine yansımıştır. Dede Korkut’ta önemli bir yere sahip olan, destandaki en üst yönetici olan Bayındır Han tipinde birçok tarihi-destani-efsanevi-mitolojik tabaka bulunmaktadır. Dede Korkut’taki Bayındır Han tipinin önemli bir tarihi tabakası 2. (Doğu) Gök-Türk Devleti hükümdarı Bilge Kağan (716-734) ile ilgilidir. Akkoyunlu etkisinden uzak, Salur boylarının önemli bir yer tuttuğu Türkmenistan varyantında Bayındır Han’ın aktif bir rol üstlendiği görülmektedir. Bu durum Bayındır Han’ın tıpkı Salur Kazan gibi, Dede Korkut’ta eskiden beri mevcut olduğunu göstermektedir. Dede Korkut’taki bazı destanlarda Bayındır Han ile Salur Kazan’ın şahsiyetlerinin karıştırıldığı da görülmektedir. Bu makalede, Dede Korkut’taki Bayındır Han; adı, ailesi, tarihteki, Dede Korkut’taki ve destanlardaki yeri incelenmiştir.
TL;DR: Korkut et al. as discussed by the authors stated that Türkler zengin bir destanları içerisinde önemli bir yere sahiptir; eski türk tarihi, coğrafyası, dili, edebiyatı, kültürü, sanatı ve daha birçok konu hakkındir.
Abstract: Destanlar hem tarihle hem edebiyatla ilişkilidir. Türkler zengin bir destan geleneğine sahiptir. Dede Korkut Destanları; Türk destanları içerisinde önemli bir yere sahiptir; eski Türk yaşamının bir yansımasıdır; Türk tarihi, coğrafyası, dili, edebiyatı, kültürü, sanatı ve daha birçok konu hakkında önemli bilgiler içermektedir. Dede Korkut’ta birçok kişi adı geçmektedir. Dede Korkut’ta adı geçen kişilerden biri de Kara Budak’tır. Kara Budak’ın adı Dede Korkut Kitabı’nda dört boyda geçmektedir. Kara Güne’nin oğlu olarak tanınsa da aslında Kara Budak, Bayındır Han’ın oğludur. Kara Budak, Salur Kazan’ın kızı ile evlidir ve Bayındır Han ve Salur Kazan işbirliğinde de önemli bir role sahiptir. Kara Budak’a Dede Korkut’un Türkmen varyantında ve yeni keşfedilen el yazmasında da yer verilmiştir. Kara Budak’ta birkaç tarihi tabaka vardır. Kara Budak, birçok bakımdan eski Türk tarihinin bir yansıması olup eski Orta Asya Türk kahramanlarının bir örneğidir. Bu makalede, Dede Korkut’taki Kara Budak; adı, ailesi, tarihteki ve Dede Korkut’taki yeri incelenmiştir.
TL;DR: Günümüzde dijitalleşmeyle birlikte kitle iletişim araçlarının işleyişinde meydana gelen değişikliklerin altında yatan temel neden teknolojideki yeni gelişmeler ve özellikle internet kullanımınin tüm dünyada artmasıdır as discussed by the authors .
Abstract: Günümüzde dijitalleşmeyle birlikte kitle iletişim araçlarının işleyişinde meydana gelen değişikliklerin altında yatan temel neden teknolojideki yeni gelişmeler ve özellikle internet kullanımının tüm dünyada artmasıdır. Haberin okuyucuya veya izleyiciye iletilmesinde geçmişte internet haberciliği alternatif bir iletişim aracı olmaktayken günümüzde bu durum değişmiş ve insanlar artık haberi ve bilgiyi en hızlı bir şekilde internet sayesinde elde edebilecek duruma gelmiştir. Türkiye’de de son yıllarda bu alanda kayda değer gelişmeler yaşanmıştır. Yapılan bu çalışmayla iletişim teknolojilerinde meydana gelen gelişmelere paralel olarak insanların haber izleme alışkanlıklarının geleneksel medyadan neden yeni medyaya kaymasının ardındaki gerekçeler ve Türkiye’de son yıllarda internet haberciliği alanındaki gelişmeler irdelenmektedir. Türkiye’de geleneksel medyadan yeni medyaya geçiş ve internet haberciliğinin gelişimi 2000’li yılların başından itibaren hızla artmaya başladığı için örneklem olarak 2000 yılından günümüze kadar olan süreç betimsel bir yaklaşımla değerlendirmeye alınmıştır. Yapılan çalışma sonucunda internetin ve internet haberciliğinin dünyada ve Türkiye’de alternatif bir kaynak olmaktan çıkarak asıl bilgi kaynağına dönüştükleri anlaşılmıştır.
TL;DR: In this article , pictures of natural disasters were shown to 20 preschool children in a primary school in Iğdır, and it was observed whether they knew about the disaster and how they would react if it did.
Abstract: Disaster management and the development of awareness are very important in terms of protection from natural disasters. At this point, preventive initiatives are possible with the realization of training and awareness studies. The beginning of education and training activities in childhood is very important for the permanence of education. Childhood and especially pre-school period, children are illiterate; It is known that he realizes the learning process by seeing and imitating. Today, media and internet contents are the guides of children in terms of obtaining information. Based on this principle, in our study on disaster awareness of preschool children, it is aimed to measure the level of knowledge about disasters by using visuals. In order to achieve this goal, pictures of natural disasters were shown to 20 preschool children in a primary school in Iğdır, and it was observed whether they knew about the disaster and how they would react if it did. Children's reactions and attitudes towards what they see were observed. Since there was no direct interview, an ethics committee document was not required. Considering the disasters examined, fire, avalanche, flood, earthquake and landslide were examined as the most common disasters for children. Although the most known disaster is earthquake, it has been revealed that children do not know enough how disasters occur and what to do when they occur.
TL;DR: In this paper , Pandemi süresince bireylerin beslenme alışkanlıkları çeşitli nedenlerden değişikliğe uğramıştır.
Abstract: İmmün sistem vücudun doğal savunma sistemidir. Sağlıklı beslenme, immün sistemi güçlendirerek viral enfeksiyonları önlemede çok önemli bir yere sahiptir. Çeşitli sağlık otoriteleri pandemi süresince COVID-19’a yönelik beslenme önerilerinde bulunmuşlardır. Genel olarak; meyve, sebze, kurubaklagil, tahıl ve protein kaynaklarının (et, süt, yumurta vb.) tüketiminin arttırılması ve basit şeker, tuz, doymuş ve trans yağ içeriği yüksek besinlerin tüketiminin azaltılması tavsiye edilmiştir. Pandemi süresince bireylerin beslenme alışkanlıkları çeşitli nedenlerden değişikliğe uğramıştır. Pandemi sırasında bireyler üzerindeki artan stres ve duygu durum değişiklikleri, basit şeker ve trans yağ içeriği yüksek paketli gıdaların tüketimini arttırmıştır. Öğün aralarında atıştırma sıklıklarında ve kafein kaynaklarının alımında da artışlar gözlemlenmiştir. Bu durum hem vücut ağırlığında artışa sebep olmuş hem de basit şeker, doymuş ve trans yağ alımındaki artış kronik hastalıklara yakalanma riskini arttırmıştır. Besleyici besinlere erişim, besinlerin bulunabilirliği ve satın alınabilirliğinin azalabilmesi, bireysel ekonomideki olumsuzluklar ve özellikle pandeminin ilk zamanlarında gıda tedarik zincirlerinin kesintiye uğraması da pandemi sürecinde beslenme alışkanlıklarının değişmesinde rol oynamıştır. Devletler, birey ve toplumun, sağlık ve beslenme alışkanlıklarındaki olumsuzlukların giderilebilmesi için ekonomik destek politikaları oluşturmalıdır.
TL;DR: In this paper , Osmanlı et al. discussed the problem of mimari oluşum içindeki sembolik dili ve biçim değişimlerinin tam olarak algılanamama sorunsalı, süsleme kavramını basit bir süs tanımından öteye taşıyamamamaktadır.
Abstract: Avrupa’da otoritenin gücünü yansıtan, XVII. ve XIX. yüzyılın ilk yarısını kapsayan dönemde ortaya çıkan Barok-Rokoko üsluplarının mimari kurulumunun yanı sıra beraberinde getirdiği motif zenginliği ile anlamını arttırdığı tartışılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu noktada üslupların süsleme biçimlerini anlamak adına Avrupa’daki siyasi ortamı, bu ortama hizmet veren sanatsal faaliyetlerin ortaya çıkışını, felsefelerini ve uygulama alanlarını çok iyi irdelemek gerekmektedir. Özellikle süslemenin mimari oluşum içindeki sembolik dili ve biçim değişimlerinin tam olarak algılanamama sorunsalı, süsleme kavramını basit bir süs tanımından öteye taşıyamamaktadır. Bu çalışmada, Avrupa’da XVII. ve XIX. yüzyılın ilk çeyreğinde ortaya çıkan Barok ve Rokoko üslupları ve değişen yüzyılların bu sanat çalışmaları üzerinde etkileri yabancı kaynaklar ışığında değerlendirilmiştir. Bu bağlamda mimariden çok süsleme ayrımlarının ön planda tutulduğu araştırmada her iki üslubun süslemede uyguladığı motiflerin biçimsel varyasyonları ve bu üslupların mimari düzendeki süsleme fonksiyonlarının değişimi irdelenmektedir. Araştırmanın, Türkiye’deki batılılaşma dönemi dediğimiz Geç Dönem Osmanlı sanatında uygulanan yabancı etkili üslup uygulamalarının süslemedeki kullanımlarına da ışık tutacağı düşüncesindeyiz.
TL;DR: Ayrıca Alanya et al. as mentioned in this paper have shown that evlilik, insan neslinin devamında ve aile hayatının başlangıcında önemli bir rol oynayan, akrabalık ilişkilerinin kurulduğu sosyal bir müessesedir.
Abstract: Evlilik, insan neslinin devamında ve aile hayatının başlangıcında önemli bir rol oynayan, akrabalık ilişkilerinin kurulduğu sosyal bir müessesedir. Tıpkı ölüm ve doğum gibi insan hayatındaki üç önemli geçiş dönemlerinden birini oluşturur. Gelenek, göreneklerle ve halk inanışlarıyla bütünleşen evlenme merasimleri bu yönüyle halk kültürünün bir parçasını teşkil eder. Yöreden yöreye bazı farklılıklar gösterse de kız isteme, söz, nişan, düğün gibi Türk kültüründe evlilikle ilgili ortak törenler mevcuttur. Evlilikle ilgili törenler halkın kültürel değerlerini, mutluluklarını, inançlarını ve bunlarla birlikte pek çok ritüeli barındırır.
Yörük geleneğinin birtakım değişimleriyle devam ettiği Alanya’da da evlilikle ilgili âdet ve inanışlar, geçmişten günümüze canlı bir biçimde yaşamaktadır. Özellikle merkeze uzak dağ köylerinde ve yayla kesimlerinde yörük geleneğine uygun evlenme merasimleri gerçekleştirilmektedir. Diğer taraftan modern hayatın getirdiği yaşam tarzı, sosyal ve ekonomik şartlar; sosyal hayatın birçok sahasında olduğu gibi evlilikle ilgili âdetlerde de birtakım değişimlere sebep olmuştur. Başta Rusya ve Ukrayna olmak üzere farklı ülkelerden gelen vatandaşların Alanya’ya yerleşmesi, turizm, iş göçü, eğitim vb. durumlar Alanya evlenme âdetlerini hızla değiştirmiştir.
Bu çalışmada Alanya yörüklerinin evlilik öncesindeki, evlilik esnasındaki ve evlilik sonrasındaki âdetleri, evlilikle ilgili halk inanışları ve bunlarla ilgili uygulamaları anlatılacaktır. Ayrıca Alanya yörük yaşam geleneğinde ve göçebe yaşam tarzında meydana gelen değişimlerin Alanya evlilik gelenekleri üzerindeki etkilerinden söz edilecektir. Bu doğrultuda eski geleneğe uygun yapılan evlilik merasimleri ile kültürel değişim sebebiyle unutulmaya başlanan evlilik âdetlerine değinilecektir. Çalışmada yazılı kaynaklarda yer alan bilgilerin yanı sıra saha çalışması neticesinde yöre halkından temin edilen bilgilere yer verilecektir.
TL;DR: Tim Burton filmleri genellikle taşıdıkları gotik öğeler ile kendini belli eder as mentioned in this paper .
Abstract: Tim Burton filmleri genellikle taşıdıkları gotik öğeler ile kendini belli eder. Filmlerde asıl iletilmek istenen mesaj, yönetmen tarafından bu öğeler aracılığıyla verilir. Edebiyat eserinden uyarlanan filmlerinde de yine yönetmenin bakış açısı kendine has sinematografisi ile birleşerek film ile romandaki anlatının farklılaşmasını sağlar. Bu çalışma, öncelikle Tim Burton’ın genel sinematografik imgelerine yer vererek Tim Burton filmlerinin okunması için en uygun yöntemlerden biri olan göstergebilimsel analizi açıklar. Ardından çalışmanın yöntemini oluşturan Greimas’ın eyleyensel örnekçesine ve göstergebilimi kendi başına yeterliliğe sahip bir bilim haline getirme amacı ile Greimas tarafından kurulan Paris Göstergebilim Okuluna yer verir. Örneklem olarak Washington Irving’in başsız süvari adlı hikayesinden uyarlanan Hayalet Süvari (Sleepy Hollow) filmini alan çalışma, yönetmenin anlatımı ile romandaki hikayenin farklılıklarını da ortaya koyar. Çalışma, Hayalet Süvari filmini Greimas’ın eyleyensel örnekçesine göre çözümlerken ana karakterin derinliğine ulaşmak için psikanalitik karakter analizini de kullanarak altta yatan asıl mesaja ulaşma amacını taşır.
TL;DR: In this paper , a tarihi bilinci oluşmuş, kültürel köklerini iyi tanıyan kuşaklar uluslar açısından büyük önem arz etmektedir.
Abstract: Dünya tarihi incelendiğinde kuşaklar arası farklılıkların yaşadığı zaman ve coğrafyaya göre değişiklikler içerdiği bilinmektedir. Savaş gören kuşaklar ile teknoloji gören kuşaklar arasında belirgin farklılıkların olduğu görülmektedir. Kuşaklar incelendiğinde bulundukları dönemin kriterlerine göre farklı ifadelerle anılmaktadır. Dünyanın teknolojik nesli olarak kabul edilen ve 2000 sonrası gençleri oluşturan z kuşağı son dönmelerin en popüler kuşak türüdür. Her şeyin hızla tüketildiği küreselleşen dünyada tarih bilinci oluşmuş, kültürel köklerini iyi tanıyan kuşaklar uluslar açısından büyük önem arz etmektedir. Geçmişin bir yansıması olan kültürel miras değerlerini geleceğe en iyi taşıyan ve insanlığın devamına katkı sağlayacak olan günümüzün gençlerini oluşturan Z kuşağıdır. Bu bakımdan tarihi bir dokuya sahip olan Safranbolu kentinde Z kuşağı ölçüt alınan çalışma amaçlanmıştır.
Gerçekleştirilen bu çalışmada bir dünya miras kenti olan Safranbolu’da Z kuşağının kültürel miras algısı ve bakış açısı araştırılarak literatüre somut katkıda bulunmak hedeflenmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular neticesinde gençlerin kültürel mirası ilk olarak okul döneminde duydukları gözlemlenmiştir. Kültürel miras değerlerinden görsel ve işitsel medyada sıkça yer alan popüler kültür öğeleri ilgilerini çektikleri belirlenmiştir.
Yürütülen bu araştırma sonucunda elde edilen bulgularla hem kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılması hem de araştırmacıların araştırma süreçlerine katkı sağlaması amaçlanmıştır. Çalışmada günümüz gençlerinin kültürel miras bilincini artıracak önerilere yer verilmiştir.
TL;DR: Tarihte pek çok medeniyet birbirleriyle etkileşim için çeşitli argümanlar kullanmışlardır as discussed by the authors .
Abstract: Tarihte pek çok medeniyet birbirleriyle etkileşim için çeşitli argümanlar kullanmışlardır. Ticaret, göç, eğitim, savaş ve elçilik teatilerinin yanı sıra devletlerarası dış politikanın en önemli belirleyicilerinden biri olan siyasî evlilikler hemen her devletin kullandığı bir yöntemdi. Başta ortaçağın en büyük devletlerinden Doğu Roma saray mensuplarıyla yapılan evlilikler, İlk Müslüman Türk devletleri ve Selçukluların Abbâsîlerle yaptıkları siyasî evlilikler, Trabzon Rumlarının Türk beylikleriyle olan akrabalık ilişkileri ve Moğolların çeşitli devletlerle kız alıp vermeleri, siyasî evliliklerin asırlardan beri devlet politikalarında varlığını sürdürdüğünü göstermektedir. 13. yüzyılın Ön Asya’sında hâkim olan otorite şüphesiz Moğol hanlarının cebrî olarak kurdukları yağma ve katl otoritesiydi. Buna rağmen gerek bu dönemde gerekse İlhanlıların daha müsamahalı döneminde çeşitli devletlerle Moğollar arasındaki evlilik müesseseleri Doğu Roma, Müslüman devletler ve Türk devletlerinde dış politikanın en belirleyici faktörlerinden biri halini almıştır. Bu makalede, İslam kaynaklarının, Hristiyan kaynaklarının ve Moğol kaynaklarının kadına bakış açıları uluslararası ilişkiler bağlamında değerlendirilmiş ve 13. yüzyılın kadın siyaset ve dış politika ilişkisi izaha çalışılmıştır.
TL;DR: Düzenli fiziksel aktivitenin sağlığın korunmasında önemli bir rolü vardır as mentioned in this paper .
Abstract: Düzenli fiziksel aktivitenin sağlığın korunmasında önemli bir rolü vardır. Fiziksel inaktivite dünyada önemli bir halk sağlığı sorunu olarak görülmektedir. Fiziksel inaktivite kronik hastalıklar, kanser türleri, ruhsal hastalıklar ile kas-iskelet sistemi hastalıkları üzerinde etkili olan bir risk faktörüdür. Düzenli fiziksel aktivitenin ise bağışıklık sistemini güçlendirdiği gösterilmiştir. Ancak fiziksel aktivitenin bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri egzersizin özelliklerine göre değişkenlik göstermektedir. Hafif ve orta şiddette egzersiz bağışıklık sistemini olumlu yönde etkilerken uzun süreli yüksek şiddetli egzersizler ise bağışıklığın baskılanmasına yol açmaktadır. Bu nedenle vücudu hastalıklara ve salgına karşı koruyacak bağışıklık sisteminin, uygun fiziksel aktivite ile desteklenmesi önemlidir. Ülkemiz de dahil çoğu ülkede COVID-19 virüsünün yayılmasını azaltmak için bireylerin evde kalmasını gerektiren sosyal izolasyon ve karantina önlemleri alınmıştır. Çalışma ve eğitim hayatının evden devam etmek zorunda kalması, açık hava aktivitelerinin kısıtlanması, sadece düzenli fiziksel aktivite ve egzersiz faaliyetlerinde değil, bireylerin rutin günlük faaliyetlerinde de değişikliklere neden olmuştur. Uzun süre evde kalmanın düzenli fiziksel aktiviteyi azalttığı görülmüştür. COVID-19 pandemisi ile sağlıklı bir şekilde başa çıkabilmek için pandemi dönemi yaşam tarzına uyum sağlamak gerekmektedir. Sosyal izolasyon döneminde evde yapılacak egzersizler bireylerin fiziksel aktivite düzeylerini korumaya, bağışıklık sistemini güçlendirmeye ve bu sayede COVID-19 virüsüne yakalanma riskini azaltmaya yardımcı olacaktır.
TL;DR: Tahmin sonuçları, toplam faktör verimliliği, inovasyon ve finansal gelişmenin sürdürülebilir ekonomik büyümeyi etkileme değişkenlerinin katkılarından daha fazladır as discussed by the authors .
Abstract: Bu çalışmada 12 gelişen piyasa ekonomisinde toplam faktör verimliliği, inovasyon ve finansal gelişmenin ekonomik büyüme üzerindeki etkilerinin araştırılması hedeflenmiştir. Bu ise, 1996-2017 yılları arasındaki verileri içeren panel veri seti ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın ampirik tahmin stratejisinde, Parks-Kmenta Tahmincisi yardımıyla söz konusu faktörlerin sürdürülebilir ekonomik büyümeye katkıları tespit edilmiştir. Tahmin sonuçları, toplam faktör verimliliği, inovasyon ve finansal gelişmenin sürdürülebilir ekonomik büyümeyi istatistiki olarak anlamlı ve pozitif yönde etkilediğini göstermektedir. Bununla birlikte, toplam faktör verimliliğinin sürdürülebilir ekonomik büyümeye olan olumlu katkısı, inovasyon ve finansal gelişme değişkenlerinin katkılarından daha fazladır. Diğer taraftan, istatistiki olarak anlamlı ve pozitif olarak elde edilen etkileşim terimi katsayısı toplam faktör verimliliğinin ekonomik büyümeyi etkileme derecesinin, inovasyonların düzeyine bağlı olduğunu göstermektedir.
TL;DR: In this paper , Mevlânâ et al. presented an adalet anlayışının anlamaya çalışmaktadır, aynı zamanda denetlemeye açıktır.
Abstract: Bu çalışma, Mevlânâ’nın adalet anlayışını anlamaya çalışmaktadır. Klasik kaynaklarda adalet, devletin sahip olduğu mal ve şereflerin yurttaşlar arasında eşit miktarda dağıtılması olarak tanımlanır ve denkleştirici, dağıtıcı ve oranlayıcı adalet olarak üç başlık altında ele alınır. Her yurttaştan eşit miktarda vergi alınması denkleştirici adalet örneğidir. Kazanç miktarlarına göre vergi miktarının oranlanması dağıtıcı adalete örnektir. Yurttaşların kendilerine özgü ekonomik koşullarının dikkate alınarak daha detaylı bir düzenleme yapılması ise oranlayıcı veya analojik adaletin bir örneğidir. Mevlânâ, bu üç tür adalet arasından daha çok analojik veya oranlayıcı adalet türüne yakın durmaktadır. Analojik adalet, hakkaniyet ilkesi olarak da adlandırılır ve hakkın, hak sahibine verilmesini ifade eden hak kavramıyla yakından ilgilidir. Eşitlik ve eşitleyici olmak anlamlarını içeren adalet ise, Mevlânâ’ya göre her insanda ortak olarak bulunan bir duygudur. Bu duygu, Allâh’ın insanı yaratması sürecinde kendisinden bir parça olarak insan ruhuna üflenmiştir. Böylece insan adaletli olanı adaletsiz olandan veya haklıyı haksızdan bir anda, içsel olarak ve aracısız bir biçimde ayırma niteliğine sahiptir. İnsanın doğuştan sahip olduğu bu içsel kaynak, aynı zamanda denetlemeye açıktır.
TL;DR: Yakın tarihte Suriyeli göçü kadar kısa sürede ve kitlesel bir güç olayı yaşanmamıştır as mentioned in this paper .
Abstract: Yakın tarihte Suriyeli göçü kadar kısa sürede ve kitlesel bir göç olayı yaşanmamıştır. Aynı zamanda Suriyeli göçü etkileri itibariyle önemli siyasal, sosyal ve ekonomik sonuçlara yol açmıştır. Dünya devletlerini ve toplumlarını derinden etkileyen bu göç tartışmalarının kısa sürede bitmesi beklenmemelidir. Ayrıca diğer göçlerle birlikte göçmenlerin oran ve yoğunluk olarak son on yıllarda artış göstermesi de göç ile ilgili kavramların, kurumların ve düzenlemelerin artmasına neden olmaktadır. Suriye iç savaşı akabinde gerçekleşen göç ise bütün bu tartışmalara ivme kazandırmıştır. Suriyeli göçü dünyanın gelişmiş birçok ülkesinde adeta deprem etkisi yapmış, iktidarları yerlerinden etmiş, toplumsal hareketliliğe neden olmuş aynı zamanda müesses nizamı da derinden sarsmıştır. Türkiye ise açık kapı politikasıyla savaştan kaçan Suriyelilere kapılarını açmış, göçün ilk zamanlarından itibaren bunları misafir olarak değerlendirmiştir. Bunun en büyük nedeni Suriyelilerin burada geçici olarak, kısa süreliğine kalacağı varsayımıdır. Oysa Suriyeli sayısı her geçen gün artmış, sayı arttıkça ve zamanla kalıcı olacaklarına olan kanaat geliştikçe bu durum yeni düzenlemeleri, yeni uygulamaları beraberinde getirmiştir.
Yapılan bu çalışmayla Suriye göçünün neden olduğu mevzuat değişikliğinden, kurumsal düzenlemelerden ve uygulamalardan bahsedilecektir. Literatür taraması, analiz ve sentezlerle yapılan bu çalışmayla Suriyeli göçmenlere yönelik düzenlemeler gerilim ve uyum bağlamında tartışılacaktır
TL;DR: In this paper , the authors present a kültürel zenginliklerin yeteri kadar değerlendirilememesinden dünyada göz kamaştıran yerler arasındadır.
Abstract: Dünyada etkili olan turizm çeşitlerinden birisi de şüphesiz ki kültürel anlamda yapılan turizmdir. Kültür turizmi, günümüz dünyasında turistik bir ürün olmakla beraber farklı temalar da içerdiği için gittikçe popüler olmaya başlamıştır. Dünya Turizm Örgütü’nün yaptığı tahminlere göre kültürel turizm, uluslararası turizm hareketliliği ile birlikte son zamanlarda önemli artışlar göstererek Avrupa, Ortadoğu ve Asya bölgelerinde daha da artmaya devam edecektir. Türkiye, kültür turizminin potansiyeli açısından önemli bir coğrafyada yer almaktadır. Çünkü tarih boyunca dünyanın en eski uygarlıklarına ev sahipliği yapmıştır. Ayrıca geçmişin ihtişamını geleceğe taşıyan geleneksel sporları yaşayıp ve yaşatması nedeniyle kültürel zenginlikleri açısından dünyada göz kamaştıran yerler arasındadır. Ancak sahip olduğu kültürel zenginliklerin yeteri kadar değerlendirilememesinden dolayı kültür turizminin tatil turizmine göre daha fazla gölgede kaldığı görülmektedir. Yapılan “Kültürel Turizm’de Geleneksel Sporların Yeri ve Önemi” konulu çalışma ile Türkiye’de organize edilen kültür turlarına katılım sağlayan yerli ve yabancı turistlerin kişisel özellikleri ve sosyo-kültürel özellikleri dikkate alınarak bu turların güzergâhlarında bulunan geleneksel spor turizminin canlılığına olan etkisi incelenmeye çalışılmıştır. Yapılan bu çalışmanın diğer bir amacı, kültürel turizmin çerçevesinde bulunan geleneksel spor ve oyunların uluslararası bir boyut kazanmasını sağlayarak dört mevsimde de bu sporların yapıldığı yerlerin kurtarıcısı haline getirmektir. Araştırmanın ana kitlesini Erzurum, Erzincan, Bayburt, Kars, Ardahan, Sivas, İstanbul ve Uşak illerinde düzenlenen organizasyonlar oluşturmaktadır. Yapılan araştırma sonucuna göre geleneksel sporlar ile ilgili düzenlenen festivaller son zamanlarda eski canlılığına ulaşmaya başlamıştır. Fakat bu sporların devletin turizme yönelik olan politikaları ve bu alandaki yatırımları kapsamında gerçek yerini aldığı zaman hem sporların gelişimi konusunda hem de yapıldıkları bölgenin turizm canlılığına çok önemli yararlar sağlayacağı gözlemlenmiştir.
TL;DR: Bilgi ve iletişim teknolojileri kullanılarak gerçekleştirilen dijital aktivizme araştırmacılar tarafından son yıllarda yoğun ilgi gösterilmekte; kavramın tanımını, kapsamın, araçlarıní, etkisini veya tespit edebilmeki için çalışmalar yürütülmektedir as mentioned in this paper .
Abstract: Bilgi ve iletişim teknolojileri kullanılarak gerçekleştirilen dijital aktivizme araştırmacılar tarafından son yıllarda yoğun ilgi gösterilmekte; kavramın tanımını, kapsamını, araçlarını, etkisini veya sonuçlarını tespit edebilmek için çalışmalar yürütülmektedir. Disiplinler arası karakteri nedeni ile geniş bir yapıya sahip olan dijital aktivizmin araştırmacılar tarafından ele alınış şeklini tespit ederek dijital eylemlerdeki aktörler ve örgütlenmek için kullanılan araçlar çerçevesinde dijital aktivizmin nasıl “inşa edildiğini” ortaya koymak amacıyla bu çalışma hazırlanmıştır. Araştırma kapsamında, etki faktörü dikkate alınarak Scimago Journal& Country Rank’de Q1 kategorisinde yer alan Journal of Communication, New Media and Society, Journal of Public Relations Research ve Public Relations Review adlı dört uluslararası dergide Ocak 2000- Eylül 2021 tarihleri arasında dijital aktivizm ile ilgili yayınlanan yüz dokuz makale incelenmiştir. Son 21 yıl içerisinde uluslararası arenada makale bazında dijital aktivizmin nasıl çerçevelendiğini tespit etmesi ve alanda çalışacak araştırmacılara yol gösterici bir nitelikte olması bu çalışmanın önemini oluşturmaktadır.
TL;DR: Mezar taşları Türk İslâm sanat tarihi için önemli bir yere sahiptir as discussed by the authors .
Abstract: Mezar taşları Türk İslâm sanat tarihi için önemli bir yere sahiptir. Mezar taşları asırlar boyunca Türk kültürü, inancı, gelenekleri ve kimliğini yansıtan eserler olmuştur. Özellikle Göktürkler döneminden itibaren sıkça görülmeye başlayan taş heykel ve Balballar, Türklerin İslâm'ı kabul etmelerinden sonra görüntüleri İslâmî unsurlar ile değiştirilerek uygulamaya devam ettirilmiştir. Karahanlılar döneminde yapılan mezar taşları Orta Asya’da onların hüküm sürdüğü tüm bölgelerde bulunmuştur. Günümüzde bu mezar taşları eski mezarlıklarda, müzelerde, türbe hazirelerinde ve mescitlerde koruma altına alınmıştır. Bu makalede Karahanlı Türklerinin mezar taşları akademik çalışmalar ve saha araştırmaları üzerinden tespit edilmiştir. Mezar taşlarının VII-XII. yüzyıllar arasındaki değişimi ve gelişimi ele alınmış, eserlerin günümüzdeki durumları ortaya konmuştur. Bölgelere göre farklılık arz eden özellikleri değerlendirilmiştir.
TL;DR: Tarih eğitimi de yer aldığından dolayı darbeci askerlerin etkisiyle şekillendirilmiş olduğu görülmüştir.
Abstract: Darbe kelime olarak siyasi iktidarların genel olarak askeri güç kullanılarak el değiştirmesidir. Türkiye’de Cumhuriyet kurulduktan sonra yapılan ilk darbe 27 Mayıs 1960 darbesidir. Bu darbe ülkede birçok alanda etkisini göstermiştir. Bu alanlardan biri de eğitim olmuştur. Eğitim içerisinde vatandaşlık ve tarih eğitimi önemli bir yere sahiptir. Tarih ders içerikleri ve materyallerinin yönetimde bulunan rejimler tarafından kullanılması okullar ile birlikte ortaya çıkmış bir yöntemdir. Genel olarak ifade edildiği üzere sadece ulus devletlerin ortaya çıkışıyla değil öncesine dayanan bu yöntem devletler tarafından kendilerine sadık ve iyi vatandaşlar yetiştirmek amacıyla kullanılmıştır. Bu gücü elde etmek isteyen iktidarların onaylanmış bilgi ve tecrübeleri bir araya getirerek bahsi geçen hedef kitleye sundukları ders materyalleri kültür aktarımına aracılık etmesinin yanında politik bir söylem de taşımaktadırlar. Toplum ve Ülke İncelemeleri dersiyle Türk çocuklarını, Türk devriminin manası ve tarihi önemi üzerinde düşündürmek ve onların devrim değerlerine bağlı kalmaları sağlanmaya çalışılmıştır. Bu dersin içeriğinde Tarih eğitimi de yer aldığından dolayı darbeci askerlerin etkisiyle şekillendirilmiş olduğu görülmüştür. Bu derslerde genel olarak savaşların merkeze alınıp vatandaşlara militer bir bakış açısı kazandırılması amaçlanmıştır. Bu dönemdeki tarih dersleri içinde dikkat çeken bir diğer husus ise komşu devletlerin potansiyel düşman olarak ilan edilmesi, siyaset, hükümet, sivil yönetim gibi kavramların ötekileştirilmesi, askerler ve askeri yönetimlerin ülkenin tek sahibi ve kurtarıcısı olarak gösterilmesi benimsenmiştir. Bu düşünce ile savaş ve militarizm duygusu güçlendirilmiş, demokrasi ve sivil iktidarlar ise itibarsızlaştırılmıştır. Askeri darbe yapılmış ülkelerde tarih ve vatandaşlık eğitimi dersleri toplumu tek tip vatandaşlık düşüncesine sevk etmiş, eğitimi toplumu kendi istekleri doğrultusunda bu planın parçası haline getirmiştir. Bu çalışma ile Toplum ve Ülke İncelemeleri dersinin içerik, amaç, öğretme ve öğrenme süreçleri bağlamında darbe rejiminin toplumu şekillendirmede kullandığı argümanlar ve bunların topluma yansımalarına değinilmiştir.
TL;DR: In this article , the authors have discussed the effects of karar kontrol on kurulu and fonksiyonlarının üye-bir oy ilkesiyle çok sayıda üyenin sahip olduğu geleneksel kooperatifler, toplumda mülkiyetin tabana yayılmasın, and böylece gelir dağılımı adaletsizliğini azaltmaya katkıda bulunabilecek önemli bir işletme türüdür.
Abstract: Yardımlaşma ve dayanışma temelinde üyelerinin ihtiyaçlarını karşılamayı amaç edinen ve bir üye-bir oy ilkesiyle çok sayıda üyenin sahip olduğu geleneksel kooperatifler, toplumda mülkiyetin tabana yayılmasını sağlayabilecek ve böylece gelir dağılımı adaletsizliğini azaltmaya katkıda bulunabilecek önemli bir işletme türüdür. Sermaye şirketlerine göre çok sayıda ortağının olması ve bu ortaklarının çok çeşitli hedeflerinin olması, kooperatifi yönetecek yönetim kurulunun bu ortaklar içinden seçilmesi ve böylece karar kontrolü ve karar yönetimi fonksiyonlarının birbirinden ayrılması sonucunda ortaya çıkabilecek çıkar çatışmaları, bunun yanında kendine özgü yapısından dolayı ortaya çıkan bedavacılık, ufuk, portföy, kontrol ve etki maliyetleri gibi sorunlar geleneksel kooperatiflerin etkin bir şekilde yönetilmesini zorlaştıran durumlardır. Bütün paydaşların hedeflerini uyumlaştırmayı ve aralarındaki çıkar çatışmalarını azaltmayı amaç edinen kurumsal yönetim, kooperatiflerin etkin bir şekilde yönetilmelerine katkıda bulunabilecek bir yönetim anlayışıdır. Sahiplik yapısı, yönetici mali hakları, yönetim kurulu ve finansal açıklama, dış şirket devralma piyasası, yasal altyapı ve ürün piyasası rekabeti gibi kurumsal yönetim mekanizmaları da özellikle paydaşlar arasındaki çıkar çatışmalarını azaltarak, kooperatiflerin iyi yönetilmelerine katkıda bulunabilecek ve böylece toplumsal refah artabilecektir.
TL;DR: Aşk, gelişen, ilerleyen, and son bulabilen bir duygudur as mentioned in this paper have been used for the purpose of deriving açk kavramı, karşılaştırılarak ortayakonulmaya.
Abstract: Bu çalışmada Rus edebiyatının ünlü yazarlarından olan Aleksandr İvanoviç Kuprin tarafından 1910 yılında yayımlanan “Granat Bilezik” öyküsü ileTürk edebiyatının usta romancısı Halit Ziya Uşaklıgil’in 1889 yılında kaleme aldığı “Mâi ve Siyah” adlı romanında “aşk” kavramı karşılaştırılarak ortayakonulmaya çalışılmıştır. Çalışmada ele aldığımız aşk kavramı, yazımızın temelini oluşturmaktadır.Aşk, gelişen, ilerleyen ve son bulabilen bir duygudur. Bir kişinin içinde kisevme yeteneği her zaman var olmuştur ve bu duygu kişinin hayatındaki gelişimsüreci ile doğru orantılıdır.Âşık olmak bir insanın sevdiği kişiye ve dünyaya olan bakışını değiştirdiğigibi bir insana coşku ve depresyon gibi uç duygular da yaşatabilir. Aşkzıtlıklarla doludur: belirsizdir- Aşk bazen kişinin partnerine karşı duyduğu birsevgide nefret barındırırken, bazen de verdiği hazla birlikte kişiye ıstırap çektirebilir.Genel olarak aşkın yaşattığı hissiyatın doruk noktasının zevk olduğunave özünün tamamlayıcılıkta yattığına inanılmaktadır. Bu çalışmada ele aldığımız“Granat Bilezik” ile “Mai ve Siyah” eserlerinde yazarlar tarafından duygusalbağlamda işlenmiş aşk ele alınacaktır.Çalışmanın amacı: Rus ve Türk edebiyatındaki önemli yazarlar tarafındankaleme alınmış iki eserde incelenen konunun ortak ve farklı yönlerini ortayakoymaktır. Aleksandr İvanoviç Kuprin’in “Granat Bilezik” ve Halit Ziya Uşaklıgil’in“Mai ve Siyah” eserleri üzerine karşılaştırmalı olarak aşk kavramının ilkdefa incelenmesi ise çalışmanın yeniliğidir. Bu çalışmada; tanımlama, karşılaştırma,genelleme ve çeviri yöntemleri kullanılmıştır.
TL;DR: Inşa edilmesi gereken olgular olduğu vurgulmıştır. as mentioned in this paper devriminin beraberinde getirdiği bağımlı iş ilişkilerinin yerini dijital emeğin ve uzaktan çalışmanın almaya başladığı son çeyrek asırda çevrimiçi olunan yerin işyerine dönüştüğü, iş yaşamı yön vermektedir.
Abstract: Tarım, hayvancılık ve zanaatçılıkla gelişen dünya ekonomisine bugün internet tabanlı alt yapılar ve bilişim teknolojileriyle dijitalleşen bir iş yaşamı yön vermektedir. Endüstri devriminin beraberinde getirdiği bağımlı iş ilişkilerinin yerini dijital emeğin ve uzaktan çalışmanın almaya başladığı son çeyrek asırda çevrimiçi olunan yerin işyerine dönüştüğü, iş ilişkilerinin oturum açma ve kapama aralığında kurulduğu bir değişim sürecine tanıklık edilmektedir. Bu değişimin bir yönünü de iş yaşamında ayrımcılık, yıldırma, mobbing, taciz, zorbalık gibi vakaların dijitalleşen iş ilişkilerine yansımaları oluşturmaktadır. Bu çalışmada söz konusu yansıma alanlarından siber zorbalık olgusu dijitalleşen iş yaşamı odağında ele alınmaya çalışılmaktadır. Nitekim siber zorbalık çocuklar için olduğu gibi yetişkinler için de tehdit oluşturan, özel yaşamı olduğu kadar sosyal yaşamı ve iş yaşamını da doğrudan etkileyen bir sorunsaldır. Diğer yandan siber zorbalar sadece gerçek kişileri değil, tüzel kişileri de hedef alarak siber saldırılar gerçekleştirebilmektedir. Bu ise uzun yıllar emek ve özveri ile yaratılan kurumsal imajın, marka değerinin, ürün ve hizmetlerin kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırılmasına neden olarak güven ve gelir kaybına sebebiyet verebilmektedir. Siber zorbalık ve iş yaşamı ilişkisinin hem kendi bağlamı içinde hem de neden-sonuç ilişkileri temelinde ele alınmaya çalışıldığı bu makalede siber zorbalıkla iş yaşamının dijitalleşen doğası çerçevesinde mücadele etmenin gerekliliği açıklanmaya çalışılmıştır. Siber etik ilkelerin ve siber nezaketin geleceğin iş yaşamı için bugünden inşa edilmesi gereken olgular olduğu vurgulanmıştır. İş yaşamında yüz yüze iletişimde olduğu gibi dijital etkileşimde de hoşgörüye, empatiye, şefkate ve nezakete alan açarak hareket etmenin, insan onur ve haysiyetine saygı temeline dayanan bir dijital kültür geliştirmenin yakın gelecek açısından belirleyici sonuçları olacağına dikkat çekilmiştir.
TL;DR: In this paper , Kasım Han'ın ölümünden sonra Kazaklar üç jüze ayrıldılar.
Abstract: Atasözleri çalışmalarında, onların zihniyeti yansıtma özellikleri ve taşıdıkları sosyolojik içerik konulu çalışmaların sayısı sınırlıdır. Oysaki onu yaratan toplumun hayata bakış açısını gösteren bu kalıp sözler üzerinde yapılan kavram alanı incelemeleri sosyal bilimlerin birçok dalında yapılacak çalışmaya ışık tutabilir.
16. yüzyılın ilk yarısında, Kasım Han'ın ölümünden sonra Kazaklar üç jüze ayrıldılar. Bu yapıda han ailesinin değişebilir olması, han olacak kişinin halkın desteğini alarak yönetme niteliklerini kanıtlamak zorunda oluşu, beylerin ve toplumun önde gelenlerinin hanın seçiminde söz sahibi olması yöneticileri eleştiriye açık hâle getirirken topluma yöneticilerini eleştirme pratiği kazandırmıştır. Bu nedenle Kazak atasözleri toplumun iktidara bakış açısının incelenmesi için uygun bir dil malzemesidir. Bu makalede, zihinsel kodları yansıtan atasözleri iktidarın gücünü olumlayan, doğallaştıran, eleştiren veya eşitsizliklere dair bulanıklaştırılmış yargılar içeren dil ürünleri midir sorusuna cevap aranacaktır. İktidara bakış; menşei, mahiyeti ve muhatabı bağlamında ele alınacaktır.
TL;DR: In this paper , açıklanmındırık etmek, dil öğretimi ortamlarında doğru telaffuz becerisi oluşturmak için başvurulabilecek bazı yöntemler belirlenmiştir.
Abstract: Modern toplumun gelişiminde küresel eğilimler, bireyin entelektüel ve etkinlik potansiyelinde bir artışa ihtiyaç duymaktadır. Bu ihtiyaçların en önemli çözümlerinden biri, mesleki faaliyetleri için öğrencilere iki ya da üç dil öğretiminde büyük önem taşıyan dil eğitim sisteminin modernleşmesiyle gerçekleştirilebilir.
Rusça ve Türkçe dillerinin çeşitliliği, her zaman hedef dilin iletişim normlarının özümsenmesinin kalitesini etkiler. Bu bağlamda, öğrenme sürecinde öğrencilerin bazı zorluklarla karşılaşabilecekleri ve öğretmenin mesleki faaliyetinin bu zorlukların üstesinden gelmeye ve önlemeye yönelik olması gerektiği dikkate alınmalıdır.
Sosyologların kültür şoku, dilbilimcilerin ise dil girişimi olarak adlandırdığı yabancı dil öğreniminde telaffuz becerisi oluşturmada ortaya çıkan bazı sorunlar da bunlardan biridir. Bu zorlukların analizi yapılmış ve genel olarak psikolojik, metodolojik ve dilbilimsel olarak üç gruba ayrılmıştır.
Yabancı dil öğretiminde doğru telaffuz (orfoepik) konusunda çalışmalar yapan dilbilimcilerin ifadelerinden yola çıkılarak telaffuz becerisini doğrudan etkileyen konuşmadaki kültür şokunu oluşturan sebepler açıklanmış ve bu zorlukların üstesinden gelmek, dil öğretimi ortamlarında doğru telaffuz becerisi oluşturmak için başvurulabilecek bazı yöntemler belirlenmiştir. Ayrıca bu yöntemler Rus dilindeki belirtisiz zamirlerle örneklendirilmiş ve sözcüklerin telaffuzunda oluşabilecek sorunlar belirtilip, doğru aktarımın nasıl uygulanacağı açıklanmıştır.
Çalışmamızın amacı, Türkiye’de Rusça öğrenim gören öğrencilerin Rusça kelimelerin doğru telaffuzu konusunda yaşadığı sıkıntıların sebeplerini analiz etmek ve sorunun çözümü için özellikle Türk öğrencilere Rusça öğretirken konuşmada kültürel şoku aşmanın bir yolu olarak linguodidaktik yaklaşımların kullanımının özelliklerini ele almaktır.
TL;DR: In this article , Nizâmî-i Gencev et al. stated that mesnevilerden biri de Hüsrev ü Şîrîn’dir beş mesneviden oluşan bir hamsesi bulunmaktadır.
Abstract: Nizâmî-i Gencevî’nin beş mesneviden oluşan bir hamsesi bulunmaktadır. Bu mesnevilerden biri de Hüsrev ü Şîrîn’dir. Hüsrev ü Şîrîn’de bahar mevsimi ve onun meydana getirdiği değişim betimlenirken tabiatta bulunan bitkilere ve hayvanlara yer verilmiştir. Öncelikle baharın habercisi ve çiçeklerin sultanı olarak görülen güle temas edilmiştir. Gül dışında menekşe, yasemin, nergis, süsen, lale, nesrin vb. çiçekler betimlenmiştir. Çiçeklerin yanında servi ve tuba ise bahsi geçen ağaçlardır. Kumru, karga ve bülbül ve ceylan da ismi geçen hayvanlardandır. Tüm bu bitki ve hayvanlara bazen benzetme amacıyla değinilmiş; bazen de hoş görünümleri ve güzel sesleriyle baharın habercisi ve doğanın süsü olmaları yönüyle yer verilmiştir. Söz konusu çalışmada Hüsrev ü Şîrîn’de baharın tasvir edildiği kısım, remizler ve edebi sanatlar bağlamında irdelenecektir.
TL;DR: Tarihi et al. as discussed by the authors used descriptive research management and document analysis to analyze female suicides in categories such as age group, suicide patterns, causes, and gross suicide rates.
Abstract: It is our biggest and most realistic goal to identify the steps that need to be taken to prevent suicides and especially female suicides, and it is our sincere wish to be useful to the works that will be prepared about suicide. Within the scope of this research, more than 350 academic works on suicides have been reached and all the works have been thoroughly examined with all the details and the road map of the study has been determined. Descriptive research management and document analysis were used in this study, which deals with suicidal acts on the basis of the data of the Turkish Statistical Institute for 2019 on women and the provinces with the title of metropolitan in administrative terms, in particular, descriptive research management and document analysis were used. The methods in question were used to analyze female suicides in categories such as age group, suicide patterns, causes, and gross suicide rates. According to the evaluations, a total of 604 women in our province with 30 metropolitan status chose the path of suicide and ended their lives. The maximum numbers of cases were found in Istanbul (99 cases), Ankara (43 cases), Diyarbakır (37 cases) and İzmir (36 cases), while Malatya (2 cases), Trabzon (5 cases) and Sakarya (6 cases) constituted the provinces with the lowest values. The highest number of cases in the age groups occurred in the group aged 20-24 to 15-19 years. The most preferred method of suicide is hanging, while other and illness have been the most common causes of suicide (Tüik, https://biruni.tuik.gov.tr/medas/?kn=115&locale=tr, Erişim Tarihi: 10.11.2021). Female suicides are a preventable public and community health problem. In order to avoid this act, the socio-economic and socio-cultural problems of women should be solved, a permanent and effective roadmap should be prepared and urgently implemented.
TL;DR: Tanpınar as discussed by the authors , Türk edebiyatında eserleri üzerine en çok fikir belirtilen, metinler yazılan isimlerdendir.
Abstract: Ahmet Hamdi Tanpınar, Türk edebiyatında eserleri üzerine en çok fikir belirtilen, metinler yazılan isimlerdendir. Hakkında yapılan güncel çalışmalar da bu durumun devam edeceğini göstermektedir. Roman, hikâye, deneme yazarı, şair, akademisyen kimlikleri ile yaşadığı zamana ve sosyal hayata dair tespitleri, mazi ve hâl arasında kurduğu ilişkiler, dildeki yetkinliği her geçen gün okur kitlesinin artmasını sağlamıştır. Günlüklerinin yayımlanması onun özel dünyasına dair merakları biraz daha gidermişken zaman zaman onu eleştirilerin odağına da koymuştur. Okur, eleştirilerin ışığında onun eserlerini yeniden okuma, düşündüklerini yeniden gözden geçirme ihtiyacı duyar. Öyle ki, onun eserleri üzerine kalem oynatanların da yeniden yazma ihtiyacı duyduğu durumlarla karşılaşılır. Türk edebiyatında birçok ismin yaşanmışlıklarını, eserlerini kaynak alarak romanlar, edebî metinler kaleme alan Selim İleri de bu isimlerden birisidir.
Bu çalışmada Selim İleri’nin Şark ve Garp, Ne Şark Ne Garp ve Yaşadınız Öldünüz Bir Anlamı Olmalı Bunun eserleri üzerinden sanatçının, Ahmet Hamdi Tanpınar üzerine düşünceleri, geçen zamanın düşüncelere etkisi, eserler arasındaki yaklaşım farklılığı ele alınmaya çalışılacaktır.
TL;DR: In this article , it was emphasized what kind of issues researchers working on oral history should pay attention to and what should be paid attention to in order to fully comprehend the reality of the subjects told by the people interviewed and whose memories were compiled within the scope of oral history.
Abstract: Oral history constitutes one of the most important aspects of history, not as a theory but as a method. From the middle of the twentieth century, historians began to develop a range of theories about subjectivity, memory, and narratives from memories of the past. Oral history therefore plays an important role in ensuring that the wartime horrors committed against humans in the twentieth century are not forgotten. However, there are many factors that affect the narratives of oral sources while conducting oral history research in this important role. It is important for historians studying oral history to evaluate these factors very well and to compare these factors with different aspects, which affect the truthfulness of the narratives, in order to carry out an impartial study.
In the study, it was emphasized what kind of issues researchers working on oral history should pay attention to. In addition, it was mentioned what should be paid attention to in order to fully comprehend the reality of the subjects told by the people interviewed and whose memories were compiled within the scope of oral history. In addition, it was tried to explain the situations that the people whose memories were consulted could be affected by the events they told. For this, the main sources written on the subject in the literature and the works of the authors who made oral history studies were used. As a result, it has been seen that at the beginning of the issues to be considered in oral history research, attention should be paid to the physical and mental states of the oral history narrator that affect his memory. This is because they cause events to be misremembered or misrepresented. Therefore, all these situations should be evaluated thoroughly and the information given by the oral history narrator should be evaluated in the light of these
TL;DR: In this paper , Bilim insanı, toplumu ileri noktaya taşıyabilmek için mantık çerçevesinde araştırma yapan, sabırlı, meraklı, kendine güvenen, sürekli not tutan, okuyan, mütevazı olan, tarafsız ve objektif davranan bir kimliğe sahip olmalıdır.
Abstract: Bilim insanı ve bilim, toplum için vazgeçilmez etmenler arasındadır. Bir ülkenin gelişmişliği, bilgi üreten bireyler yetiştirmesi ile artar. Toplum olarak bilimi ve bilim insanlarını anlamak önemlidir. Bilim insanı, toplumu ileri noktaya taşıyabilmek için mantık çerçevesinde araştırma yapan, sabırlı, meraklı, kendine güvenen, sürekli not tutan, okuyan, mütevazı olan, tarafsız ve objektif davranan bir kimliğe sahip olmalıdır.
Türkiye’de, Türk sanatı üzerine bilimsel çalışmalar yapan bilim insanları yeterince tanıtılmamaktadır. Bu da alandaki önemli bir eksik olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’de, Türk sanatı araştırmaları ile özellikle geleneksel Türk sanatı çalışmaları konusunda akademik çevrede ilk akla gelen Hatice Örcün Barışta’dır. 1977 yılında başlayıp 2017 yılına kadar devam eden 47 yıllık akademik yaşamında yaptığı bilimsel çalışmaları Türk toplumunun yararına sunmuş, bunlarla Türk kültür ve sanatını tanıtmayı hedeflemiştir. Barışta, Ankara Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümünün yetiştirdiği önemli bilim insanlarından biridir. Türk el sanatları ve işleme sanatları hakkında yaptığı çalışmalar ile bilim dünyasına katkı sağlamıştır. Türk sanatı sahasının problemlerini çok yönlü bakış açısıyla çözmeye uğraşmıştır. Araştırmalarındaki detaycılığı ve nitelikli yayınları, onu Türk sanatının geleneksel sanatlar alanında önde gelen bilim insanı hâline getirmiştir.
Bu nedenle bu çalışma da sürekli bilginin peşinde koşan değerli bilim insanı Hatice Örcün Barışta’nın Türk sanatı ve düşünce dünyasına bırakmış olduğu izleri ortaya çıkarmak ve onu anlayabilmek amacıyla kaleme alınmıştır.
TL;DR: Halk ekonomisi, halkta karşılık bulan geleneksel iktisadî davranışlar, Halk Ekonomisinin şekillenmesinde çok önemli birer rol üstlenmektedir.
Abstract: Halk ekonomisi, halkta karşılığı olan bir kısım geçim kaynaklarının belirlenmesi ve bu kapsamdaki gereksinimlerin giderilmesi amacıyla; halk tarafından meydana getirilen geleneksel üretim ve tüketim alışkanlıklarının genelini içine alan bir kavramdır. Halkta karşılık bulan geleneksel iktisadî davranışlar, halk ekonomisinin şekillenmesinde çok önemli birer rol üstlenmektedir. Söz konusu kapsamda, halkın; geleneksel vasıtalarla edindiği, öğrendiği, benimsediği ve özümsediği birtakım ögeleri bünyesinde barındıran halk ekonomisi kavramı; bu yöndeki yol, yöntem, metot, usul, araç, gereç, alet, edevat ve benzeri faktörlerin tümü derleyip değerlendirmeyi hedefleyen bir halkbilimi dalıdır.
Halk ekonomisi, halkbilimi çalışma kadrosunun en mühim konularından birini teşkil etmektedir. Zira halk ekonomisinin, insanlık tarihiyle hemen hemen yaşıt sayıldığını dile getirmekte yarar vardır. Nitekim halk ekonomisi, insanlığın ilk dönemlerinden itibaren icra edilen toplayıcılık ve avcılık faaliyetlerinin akabinde; halkbiliminin ilgi alanına giren balıkçılık, arıcılık, hayvancılık, göçebelik, bağcılık, bahçecilik, bahçıvanlık, meyvecilik, sebzecilik, çiftçilik, esnaflık ve işçilik gibi başlıca üretim ve tüketim tarzlarını ele alan bir sistemin tezahürüdür.
Gelenek kaynaklı bir düzeni takiben, halk hayatı; yazılı belgelere dayanmayan kimi sözlü anlaşmalara bağlı olarak da tesis edilebilmektedir. Dolayısıyla halk; kendi koyduğu bazı kurallara binaen, kendi yaşam alanını kolaylaştırma yoluna gidebilmektedir. Bahse konu düzlemde, halk, iktisadî zemindeki belli başlı ihtiyaçlarını; birtakım prensiplere uygun olarak karşılayabilmektedir. Bu durum ise halk ekonomisi mefhumunu ortaya çıkaran nedenlerin başında gelmektedir. İlgili çerçeveye istinaden, halk ekonomisinin, geçmişten bugüne kadar süregelen bir gelenekler silsilesi olarak varlığını devam ettirdiğinin altını çizmekte fayda vardır.
Bu çalışmada, sözlü kültür ortamının doğurduğu başlıca imkânlardan beslenmek suretiyle mevcudiyetini idame ettiren halk ekonomisi nosyonu; halk hayatındaki yeri, değeri ve önemi doğrultusunda ele alınacaktır. Bahsedilen bağlamda, halk ekonomisi kavramı; sosyokültürel ve sosyoekonomik çatılar altındaki işlerliğine yönelik olarak, toplumsal düzenin temini noktasındaki kimi işlevleri ekseninde değerlendirilecektir. Dolayısıyla insanlar arasındaki ilişkileri düzenleyen başat bir unsur olarak “halk ekonomisi”nin halk hayatındaki mahiyeti, ana hatlarıyla izah edilmeye çalışılacaktır.